9 Adımda Rüyalarınızı Gerçekleştirin

Yazan:Fusun Esen

Yazı kategorisiUncategorized

Etiketler:hayallerinizi gerçekleştirme yollarıhayallerinizi gerçekleştirmek için

9 Adımda Rüyalarınızı Gerçekleştirin

Sizin de tıpkı herkes gibi hayalleriniz var… Hayaliniz belki bir ev almak, Dünya seyahati yapmak ya da bir kitap yazmak olabilir.  Günlerinizi bunları düşünerek ve bir gün aniden mucizevi bir şekilde hayallerinizin gerçekleşeceğini umarak geçiriyor olabilirsiniz. Ama bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Böyle düşündüğünüz sürece hayallerinizi gerçekleştirme yolları size uzaklaşır.

Hayalinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz… Bilinçli bir çaba ile her yıl hedefinize biraz daha yaklaştığınızı fark edebilirsiniz… Her geçen günü şu anda bulunduğunuz yerden hedefinizdeki noktaya doğru ilerlemek için değerlendirebilir, en sonunda da hedefinize varabilirsiniz.

Bu yazımızda hayallerinizi gerçekleştirmek için size 9 pratik öneri sunuyoruz. Bu adımları sırasıyla uyguladığınızda, hayallerinizin gerçekleştiğini görecek ve yeni hayaller kurmaya başlayacaksınız.

Hedefinizi Örten Katmanları Kaldırın

Hedefinize ulaşmanızı engelleyen, gerçek hedefinizin üstünü örten her ne varsa bu sebepleri tek tek ele alın. Böylece hem gerçek hedefiniz ortaya çıkar, hem de hedefinize engel olduğunu düşündüğünüz zorluklar netleşir.

Sözgelimi işinizden ayrılmak istediğinizi düşünelim. O zaman ulaşmak istediğiniz hedef daha iyi bir iş bulmak, kendi patronunuz olmak ya da iş saatlerinizde daha fazla esnek zaman kazanmak olabilir.

Kendi kişisel cevabınıza bağlı olarak nihai hedefinize yani rüyanıza nasıl hazırlanacağınız konusunda izlemeniz gereken yollar farklı olacaktır. Hayalinizi örten katmanları ne kadar iyi temizlerseniz, isteğiniz o kadar net olarak ortaya çıkar. Böylece söz konusu hayallerinizi gerçekleştirmek için  izlemeniz gereken yönü çok daha belirgin biçimde görebilirsiniz.

Korkunuzla Yüzleşin

İstekleriniz netleşince ve bu yolda ilerlemeye karar verince ilk hissedeceğiniz duygu korku olacaktır. Bunun nedeni konfor alanınızdan ayrılmak zorunda olduğunuzu fark etmenizdir. Bildiğiniz alıştığınız Dünyanın/yaşantının diğer tarafına geçeceğinizi düşünmek sizde korku yaratır. Bu duruma karşı içinizde şekillenen direnç, karşınıza çoğu kez korku olarak çıkar.

Burada anahtar nokta korkunun planlarınıza hakim olmasına izin vermemektir. Korku sizin elinizi kolunuzu bağlamasın. Unutmayın korku nedeniyle rüyanıza kavuşmayı ertelerseniz, rüyanızın hep hayal olarak kalmasına razı olursunuz.

Böyle bir durumla karşılaşınca korkunuz hakkında düşünün ve aşağıdakilerden hangisinin daha korkunç olduğuna karar verin: 

  •  Konfor alanınızın dışına çıkmak mı?  
  • Korkudan kurtulmak için rüyanızın hayal olarak kalmasına izin vermek mi?

Anais Nin  bir benzetmesinde bu konuyla ilgili güzel bir açıklama yapmaktadır. ‘’ Bir tomurcukta sımsıkı kalma ihtimali, günün birinde çiçek açma riskinden çok daha eziyetli hale geldi…’’

Korku acı verici olmasına rağmen çiçek açmaya karar verdiyseniz, bir sonraki aşamaya geçmeye hazırsınızdır.

Dönüş Gemilerini Yakın

Kesin kararınızı verdikten sonra kendinize geri dönüş yolu bırakmayın. Kesin kararlı olmazsanız, sürekli aklınızda caydırıcı fikirler dolaşır. En küçük bir tereddüt gösterdiğinizde, bu tip caydırıcı fikirlere kolayca kapılabilirsiniz. Bu nedenle yönünüzü hedefe çevirdiğinizde, kararınızın sarsılmaz olduğunu kendinize anlatmak için dönüş gemilerini yakın.

Söz gelimi maraton koşmayı hedeflediyseniz, yarışacak adaylar arasına adınızı yazdırın. Satın alacağınız evi belirlediniz ise, oturduğunuz ev sahibine önümüzdeki sene için kontratı yenilemeyeceğinizi bildirin.

Geri dönüş yolunuz tıkandığında, ilerlemekten başka çareniz almaz.

Hedefinize Giden Fikir ve Yöntemleri Çalın

Hayaliniz büyük ihtimalle başkalarının da hayalidir. Daha önce de başkalarının hayali olmuştur. Bu nedenle Amerika’yı tekrar keşfetmeyin. Başkalarının işine yarayan yolları, fikirleri ve teknikleri korkmadan kullanın.

Sizin hayalinizde başarıya ulaşan insanların neler yaptığını ve başarıya nasıl ulaştıklarını inceleyin. Böylece size ilham olabilecek yöntemleri netleştirin. Öğrenmek için yapmanız gereken pek çok şey olabilir. Atacağınız adımın sizi hayalinize götüreceğini düşünürseniz, çekeceğiniz zahmet gözünüzde büyümez.

Hayallerinize ulaşmak için yapılması gerekenleri incelerken biraz daha motive olursunuz. Bir sonraki adımda edindiğiniz bütün bilgileri kullanırsanız, başarıya ulaşmamanız için hiçbir sebep kalmaz.

Başarılı Olmak İçin Plan Yapın

Hedefinize ulaşmak için net olun, hedefinize sadık kalın, hayaliniz ile ilgili toplayabildiğiniz kadar bilgi toplayın. Bütün bu kriterleri mantıklı bir plan içinde uygulayın. Bu konuda Harvey Mackay ‘’ Bir hayal yalnızca bir hayaldir. Fakat bu konu ile ilgili somut bir hedef ve plan varsa o zaman bu son teslim tarihi bulunan bir hayaldir.’’ Diyor.

Nasıl başaracağınız konusunda mantıklı bir plan oluşturun ve buna sadık kalın. Plan yapmazsanız, çalışmalarınız birbirinden kopuk olabilir. Planınız olmazsa, odaklanacağınız bir nokta da olmaz. O zaman da adım adım hedefinize yaklaşmak yerine rotanız belli olmadan sürüklenmeye başlarsınız.

Şu anda bulunduğunuz yerden istediğiniz yere gitmek için plan yaparsanız, hayallerinizi gerçekleştirme yolunda karşınıza çıkabilecek engelleri hem azaltırsınız, hem de daha kolay bertaraf edersiniz.

Sözgelimi bir kitap yazmayı hedefliyorsanız, her gün düzenli olarak işe gitmeden 1 saat erken kalkın ve 1 saat boyunca bilgisayarınızda kitabınız için gereken çalışmaları yapın.  

Plan yapmanın bir başka güzel yanı da başarıya giden yol boyunca kendi ilerleme ve gelişiminizi takip edebilmenizdir. İlerleme kaydettiğinizi görmek sizi başarıya ulaşmak için motive eder.

Son Teslim Tarihi Belirtin

Hayalinize ulaşmak için son teslim tarihi belirlerseniz, erteleme huyunuza engel olursunuz. Böylece hız kazanırsınız. Yapmanız gereken işleri birer birer halletmeye başlarsınız. Planınız olsa bile, teslim tarihiniz tam olarak belirli değilse yine de oyalanabilirsiniz. Fakat son teslim tarihi belirlediğinizde gerçekten gerekmeyen aktiviteler ile vakit kaybetmeye son verirsiniz.

İşinizi Yapın

Rüyanızı gerçekleştirmek için işinizi yapmanız gerekir. İş yapmaktan kaçışınız olmadığını kabul edin. Çalışmanız gerektiğinde canınız istemese de, bunun için kendinizi zorlayın. Zaman geçtikçe sonuçları elde etmeye başlarsınız. Bu durum daha ileri adımları atmanız için sizi teşvik eder.

İlerlemeyi Takdir Edin

Her gün hayallerinize uzanan yolda işlerin istediğiniz gibi gideceğini düşünmeyin. Zaman zaman yorularak, yaptığınız plandan vazgeçmek isteyebilirsiniz. Yola devam edebilmek için biraz daha motivasyona ihtiyacınız olabilir. Her yeni aşamaya geçerken bir ara verin ve kendinizi geçmişte kat etmiş olduğunuz yol için ödüllendirin.

Yolda Yalnız Olmayın

Yaşamınızda değişim yapmak kolay değildir. Yaşam değişikliğinden sadece siz değil sizinle birlikte yaşayan, hayatınıza dahil ettiğiniz bütün insanlar etkilenir.

Rüyalarınızı gerçekleştirmek için uğraşırken çevrenizdekilerin neler yaşadığınızı bilmesini sağlayın. Yakınlarınıza sizi desteklemeleri ve cesaret vermeleri için şans tanırsanız, onları da maceraya dahil edersiniz ve sonunda hep birlikte mutlu olursunuz. 

Hayalleriniz kesinlikle sizin gerçekliğiniz olabilir. Fakat çoğu kez konu üzerinde çalışmanız gerekir. Engelleri görmezden gelin, sadece işinizi yapmaya odaklanın.

Hayallerinizi gerçekleştirmek için yukarıdaki yazıda anlatılan basamakları uyguladığınızda hayallerinizin 1 yıl belki daha da kısa bir süre içinde gerçekleştiğini göreceksiniz.

9 Adımda Rüyalarınızı Gerçekleştirin

Sizin de tıpkı herkes gibi hayalleriniz var… Hayaliniz belki bir ev almak, Dünya seyahati yapmak ya da bir kitap yazmak olabilir.  Günlerinizi bunları düşünerek ve bir gün aniden mucizevi bir şekilde hayallerinizin gerçekleşeceğini umarak geçiriyor olabilirsiniz. Ama bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Böyle düşündüğünüz sürece hayallerinizi gerçekleştirme yolları size uzaklaşır.

Hayalinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz… Bilinçli bir çaba ile her yıl hedefinize biraz daha yaklaştığınızı fark edebilirsiniz… Her geçen günü şu anda bulunduğunuz yerden hedefinizdeki noktaya doğru ilerlemek için değerlendirebilir, en sonunda da hedefinize varabilirsiniz.

Bu yazımızda hayallerinizi gerçekleştirmek için size 9 pratik öneri sunuyoruz. Bu adımları sırasıyla uyguladığınızda, hayallerinizin gerçekleştiğini görecek ve yeni hayaller kurmaya başlayacaksınız.

Hedefinizi Örten Katmanları Kaldırın

Hedefinize ulaşmanızı engelleyen, gerçek hedefinizin üstünü örten her ne varsa bu sebepleri tek tek ele alın. Böylece hem gerçek hedefiniz ortaya çıkar, hem de hedefinize engel olduğunu düşündüğünüz zorluklar netleşir.

Sözgelimi işinizden ayrılmak istediğinizi düşünelim. O zaman ulaşmak istediğiniz hedef daha iyi bir iş bulmak, kendi patronunuz olmak ya da iş saatlerinizde daha fazla esnek zaman kazanmak olabilir.

Kendi kişisel cevabınıza bağlı olarak nihai hedefinize yani rüyanıza nasıl hazırlanacağınız konusunda izlemeniz gereken yollar farklı olacaktır. Hayalinizi örten katmanları ne kadar iyi temizlerseniz, isteğiniz o kadar net olarak ortaya çıkar. Böylece söz konusu hayallerinizi gerçekleştirmek için  izlemeniz gereken yönü çok daha belirgin biçimde görebilirsiniz.

Korkunuzla Yüzleşin

İstekleriniz netleşince ve bu yolda ilerlemeye karar verince ilk hissedeceğiniz duygu korku olacaktır. Bunun nedeni konfor alanınızdan ayrılmak zorunda olduğunuzu fark etmenizdir. Bildiğiniz alıştığınız Dünyanın/yaşantının diğer tarafına geçeceğinizi düşünmek sizde korku yaratır. Bu duruma karşı içinizde şekillenen direnç, karşınıza çoğu kez korku olarak çıkar.

Burada anahtar nokta korkunun planlarınıza hakim olmasına izin vermemektir. Korku sizin elinizi kolunuzu bağlamasın. Unutmayın korku nedeniyle rüyanıza kavuşmayı ertelerseniz, rüyanızın hep hayal olarak kalmasına razı olursunuz.

Böyle bir durumla karşılaşınca korkunuz hakkında düşünün ve aşağıdakilerden hangisinin daha korkunç olduğuna karar verin: 

  •  Konfor alanınızın dışına çıkmak mı?  
  • Korkudan kurtulmak için rüyanızın hayal olarak kalmasına izin vermek mi?

Anais Nin  bir benzetmesinde bu konuyla ilgili güzel bir açıklama yapmaktadır. ‘’ Bir tomurcukta sımsıkı kalma ihtimali, günün birinde çiçek açma riskinden çok daha eziyetli hale geldi…’’

Korku acı verici olmasına rağmen çiçek açmaya karar verdiyseniz, bir sonraki aşamaya geçmeye hazırsınızdır.

Dönüş Gemilerini Yakın

Kesin kararınızı verdikten sonra kendinize geri dönüş yolu bırakmayın. Kesin kararlı olmazsanız, sürekli aklınızda caydırıcı fikirler dolaşır. En küçük bir tereddüt gösterdiğinizde, bu tip caydırıcı fikirlere kolayca kapılabilirsiniz. Bu nedenle yönünüzü hedefe çevirdiğinizde, kararınızın sarsılmaz olduğunu kendinize anlatmak için dönüş gemilerini yakın.

Söz gelimi maraton koşmayı hedeflediyseniz, yarışacak adaylar arasına adınızı yazdırın. Satın alacağınız evi belirlediniz ise, oturduğunuz ev sahibine önümüzdeki sene için kontratı yenilemeyeceğinizi bildirin.

Geri dönüş yolunuz tıkandığında, ilerlemekten başka çareniz almaz.

Hedefinize Giden Fikir ve Yöntemleri Çalın

Hayaliniz büyük ihtimalle başkalarının da hayalidir. Daha önce de başkalarının hayali olmuştur. Bu nedenle Amerika’yı tekrar keşfetmeyin. Başkalarının işine yarayan yolları, fikirleri ve teknikleri korkmadan kullanın.

Sizin hayalinizde başarıya ulaşan insanların neler yaptığını ve başarıya nasıl ulaştıklarını inceleyin. Böylece size ilham olabilecek yöntemleri netleştirin. Öğrenmek için yapmanız gereken pek çok şey olabilir. Atacağınız adımın sizi hayalinize götüreceğini düşünürseniz, çekeceğiniz zahmet gözünüzde büyümez.

Hayallerinize ulaşmak için yapılması gerekenleri incelerken biraz daha motive olursunuz. Bir sonraki adımda edindiğiniz bütün bilgileri kullanırsanız, başarıya ulaşmamanız için hiçbir sebep kalmaz.

Başarılı Olmak İçin Plan Yapın

Hedefinize ulaşmak için net olun, hedefinize sadık kalın, hayaliniz ile ilgili toplayabildiğiniz kadar bilgi toplayın. Bütün bu kriterleri mantıklı bir plan içinde uygulayın. Bu konuda Harvey Mackay ‘’ Bir hayal yalnızca bir hayaldir. Fakat bu konu ile ilgili somut bir hedef ve plan varsa o zaman bu son teslim tarihi bulunan bir hayaldir.’’ Diyor.

Nasıl başaracağınız konusunda mantıklı bir plan oluşturun ve buna sadık kalın. Plan yapmazsanız, çalışmalarınız birbirinden kopuk olabilir. Planınız olmazsa, odaklanacağınız bir nokta da olmaz. O zaman da adım adım hedefinize yaklaşmak yerine rotanız belli olmadan sürüklenmeye başlarsınız.

Şu anda bulunduğunuz yerden istediğiniz yere gitmek için plan yaparsanız, hayallerinizi gerçekleştirme yolunda karşınıza çıkabilecek engelleri hem azaltırsınız, hem de daha kolay bertaraf edersiniz.

Sözgelimi bir kitap yazmayı hedefliyorsanız, her gün düzenli olarak işe gitmeden 1 saat erken kalkın ve 1 saat boyunca bilgisayarınızda kitabınız için gereken çalışmaları yapın.  

Plan yapmanın bir başka güzel yanı da başarıya giden yol boyunca kendi ilerleme ve gelişiminizi takip edebilmenizdir. İlerleme kaydettiğinizi görmek sizi başarıya ulaşmak için motive eder.

Son Teslim Tarihi Belirtin

Hayalinize ulaşmak için son teslim tarihi belirlerseniz, erteleme huyunuza engel olursunuz. Böylece hız kazanırsınız. Yapmanız gereken işleri birer birer halletmeye başlarsınız. Planınız olsa bile, teslim tarihiniz tam olarak belirli değilse yine de oyalanabilirsiniz. Fakat son teslim tarihi belirlediğinizde gerçekten gerekmeyen aktiviteler ile vakit kaybetmeye son verirsiniz.

İşinizi Yapın

Rüyanızı gerçekleştirmek için işinizi yapmanız gerekir. İş yapmaktan kaçışınız olmadığını kabul edin. Çalışmanız gerektiğinde canınız istemese de, bunun için kendinizi zorlayın. Zaman geçtikçe sonuçları elde etmeye başlarsınız. Bu durum daha ileri adımları atmanız için sizi teşvik eder.

İlerlemeyi Takdir Edin

Her gün hayallerinize uzanan yolda işlerin istediğiniz gibi gideceğini düşünmeyin. Zaman zaman yorularak, yaptığınız plandan vazgeçmek isteyebilirsiniz. Yola devam edebilmek için biraz daha motivasyona ihtiyacınız olabilir. Her yeni aşamaya geçerken bir ara verin ve kendinizi geçmişte kat etmiş olduğunuz yol için ödüllendirin.

Yolda Yalnız Olmayın

Yaşamınızda değişim yapmak kolay değildir. Yaşam değişikliğinden sadece siz değil sizinle birlikte yaşayan, hayatınıza dahil ettiğiniz bütün insanlar etkilenir.

Rüyalarınızı gerçekleştirmek için uğraşırken çevrenizdekilerin neler yaşadığınızı bilmesini sağlayın. Yakınlarınıza sizi desteklemeleri ve cesaret vermeleri için şans tanırsanız, onları da maceraya dahil edersiniz ve sonunda hep birlikte mutlu olursunuz. 

Hayalleriniz kesinlikle sizin gerçekliğiniz olabilir. Fakat çoğu kez konu üzerinde çalışmanız gerekir. Engelleri görmezden gelin, sadece işinizi yapmaya odaklanın.

Hayallerinizi gerçekleştirmek için yukarıdaki yazıda anlatılan basamakları uyguladığınızda hayallerinizin 1 yıl belki daha da kısa bir süre içinde gerçekleştiğini göreceksiniz.

Kan Basıncınızı Düşürmek İçin Sağlıklı Beslenme – DASH Diyeti

DASH harfleri İngilizce Dietary Approaches to Stop Hypertension (Hipertansiyonu Durdurmak İçin Diyet Yaklaşımı) sözcüklerinin baş harflerinden oluşturulmuştur

DASH diyeti öğünlerde tüketilecek porsiyon miktarlarının doğru olmasını ve olabildiğince  çeşitli besin maddelerin tüketilmesini tavsiye eder. DASH diyeti  yüksek tansiyon  kontrolü   ve yaşam boyu sağlıklı olunması için gereken beslenme sistemini düzenlemek amacı ile oluşturulmuştur. DASH diyet planının oluşturulmasındaki bir başka amaç da yüksek seyreden tansiyonun ilaç kullanmadan düşürülebilmesini sağlamaktır. Bu yazımızda DASH diyeti nedir sorusuna detaylı cevap veriyoruz.

DASH diyeti prensip olarak diyetinizle birlikte tükettiğiniz sodyumu azaltırken, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi kan basıncınızın düşürülesine yardımcı besinlerin de tüketilmesini destekler.

DASH diyeti ile yalnızca 2 hafta gibi kısa bir sürede kan basıncınızı birkaç puan düşürebilirsiniz. Bu diyete devam etmeniz halinde kan basıncınız 8 ila 14 puan arasında düşüş gösterebilir. Bu şekilde tansiyonunuzu kontrol altında tutma uzun vadede olabilecek sağlık risklerinden sizi koruyabilir.

DASH diyeti yalnızca tansiyonunuz düşürmekle kalmaz aynı zamanda çeşitli açılardan da sağlığınızın gelişimine yardımcı olur. DASH diyetinin yararlı ve/veya önleyici olduğu başlıca hastalıklar şunlardır:

  • Osteoporoz
  • Kanser
  • Kalp hastalığı
  • Felç
  • Diyabet

DASH Diyeti: Sodyum Düzeyi

DASH diyetinde özellikle tüketilmesi önerilen başlıca gıdalar şunlardır:

  • Sebzeler
  • Meyveler
  • Az yağlı süt ürünleri
  • Tam tahılllı gıdalar ( Porsiyon büyüklüğü çok fazla olmamalıdır)
  • Balık
  • Kümes hayvanları
  • Kuruyemişler

Standart olarak önerilen DASH diyetinin yanı sıra, sodyum içeriği özellikle düşürülmüş bir versiyonu daha vardır. Her iki tür DASH diyet programının arasındaki başlıca fark şudur:

  • Standart DASH diyetinde günde 2300 mg’a kadar sodyum alabilirsiniz.
  • Düşük sodyum içeren DASH diyetinde ise günde en fazla 1500 mg sodyum tüketebilirsiniz.

Tipik bir diyette ortalama günlük 3400 mg veya daha fazla sodyum aldığınızı düşünürseniz, her 2 tip DASH diyetinde de günlük aldığınız sodyum miktarını düşürmüş olduğunuz ortaya çıkar. 

Amerikan Kalp Derneği tarafından bütün yetişkinler için maksimum günlük sodyum alımının en fazla 1500 mg olması önerilmektedir. Yine de bu konuyu doktorunuzla konuştuktan sonra günlük alabileceğiniz sodyum miktarını belirleyin.

DASH Diyetinde Önerilen Yiyecekler

DASH diyetin, hangi türünü seçerseniz seçin önerilen başlıca gıdalar şunlardır:

  • Tam tahıllar
  • Sebze
  • Meyve
  • Az yağlı süt ürünleri
  • Kümes hayvanları   
  • Haftada 2-3 kez az miktar fındık  

Kırmızı et yağı ve yağlardan olabildiğince uzak durmanız önerilir. DASH diyetinde tüketilen doymuş yağ, trans yağ ve toplam yağın olabildiğince düşük alınması önerilir.

DASH Diyet Porsiyonları

Günde 2000 kalori içeren bir DASH diyetinde çeşitli besin grupları için önerilen porsiyonlar miktarları da uygun bir şekilde ayarlanmalıdır. Yazının devamında çeşitli besinleri tüketirken önerilen optimum miktarlardan bahsediyoruz.

Tahıllar Günde 6-8 Porsiyon Tüketilebilir

Tahıllar denildiği zaman düşünülen ekmek, pirinç, makarnadır. Bir porsiyon tahıl denildiğinde aşağıdaki miktarlar anlaşılır:

  • 1 dilim kepek ekmeği  
  • 1/2 Fincan pişmiş tahıl, pirinç veya makarna

Tahıl tüketirken dikkat edilmesinde yarar bulunan 2 önemli nokta şunlardır:

  • Tahıl tüketmek istediğiniz zaman tam tahılları tercih edin. Bunun nedeni tam tahılların rafine tahıllardan daha fazla lif ve besin içermesidir. Sözgelimi beyaz pirinç yerine esmer pirinç tüketin. Normal makarna tüketmek yerine tam buğdaylı makarna, beyaz ekmek yerine de tam tahıllı ekmek tüketin.
  • Markette ürün satın alırken üzerinde ‘’%100 Tam Tahıl’’ ya da ‘’%100 Tam Buğday’’ etiketi bulunan ürünleri tercih edin.

Sebzeler Günde 4-5 Porsiyon Tüketilebilir

Domates, tatlı patates, brokoli, havuç, yeşil yapraklı sebzeler, potasyum ve magnezyum gibi minerallerin yanı sıra bolca lif ve vitamin içerirler. Bir porsiyon sebze denildiğinde aşağıdaki miktarlar kast edilmektedir.

  • 1 Su bardağı çiğ yapraklı yeşil sebze ya da
  • ½ Su bardağı çiğ ya da pişmiş sebze demektir.

Sebze tüketirken ya da satın alırken özellikle dikkat etmenizde yarar bulunan noktalar şunlardır:

  • Birincil tercih olarak taze sebzeleri tercih edin.
  • Eğer dondurulmuş ya da konserve ürün almayı düşünüyorsanız etiketinde  ‘’düşük sodyumlu’’ ya da ‘’tuz ilavesiz’’ yazan ürünleri tercih edin.
  • Günlük sebze alımınızı arttırmak için tavada pişmiş et miktarını yarıya indirip, sebzeyi ikiye katlamak iyi bir fikirdir.

Meyveler Günde 4-5 Porsiyon Tüketilebilir

Meyveler de tıpkı sebzeler gibi potasyum ve magnezyum gibi mineralleri bolca içerirken lif ve vitamin bakımından da zengindir. Meyvelerin yağ içeriği oldukça düşüktür. (Hindistan cevizi bu bakımından istisna bir üründür)

Bir porsiyon meyvenin anlamı şudur:

  • 1 Adet orta boy meyve,
  • ½  Fincan taze ya da dondurulmuş meyve  
  • Tüketilmesi istenen ürün meyve suyu ise bu kez 1 porsiyondan kast edilen 100-150 ml meyve suyudur.   

Günde 4-5 porsiyon meyve tüketirken dikkat etmenizde yarar bulunan önemli noktalar şunlardır:

  • Öğünlerinize bir parça meyve ekleyin ya da ara öğünlerde atıştırmalık olarak bir parça meyve tüketin.
  • Gün sonunda az yağlı yoğurda 1 adet tatlı meyve ilave edebilirsiniz.
  • Meyveleri tüketirken mümkün olduğu kadar kabukları ile tüketin.  Meyve kabukları içeriğinde genellikle sağlıklı besin bileşenleri ve lif bulundurur.
  • Meyve tüketirken greyfurt vb. narenciyelerin ve meyve sularının ilaçlarla etkileşime girebileceğini unutmayın. Bu nedenle ilaç kullanıyorsanız bu tip meyve ya da meyve sularının tüketmenin uygun olup olmadığını doktorunuza danışmalısınız.
  • Hazır meyve suyu ya da konserve tüketmeyi düşünüyorsanız şeker ilavesiz ürünleri tercih edin.

Süt Ürünleri Günde 2-3 Porsiyon Tüketilebilir

Süt ve süt ürünleri özellikle kalsiyum, D vitamini ve protein bakımından zengin kaynaklardır. Bu ürünleri seçerken az yağlı ya da yağsız olanları tercih edin. Süt ve süt ürünleri bolca yağ içerir ve bu yağlar çoğu kez doymuş yağlardır.

Bir porsiyon süt ürünü denildiğinde anlatılmak istenen miktarlar şunlardır:

  • 1 su bardağı yağsız süt
  • 1 su bardağı az yağlı yoğurt  
  • 42 gram yarım yağlı peynir

Süt ya da süt ürünleri tüketirken size yararlı olabilecek noktalar şunlardır:

  • Az yağlı ya da yağsız yoğurda bir miktar meyve eklerseniz sağlıklı bir tatlı tüketmiş olursunuz
  • Eğer süt ürünlerini tükettikten sonra sindirim sorunu yaşıyorsanız bileşiminde laktoz bulunmayan ürünleri seçin. Böyle bir şansınız yoksa laktoz intolerası belirtilerini önleyebilen ve bileşiminde laktaz enzimi içeren reçetesiz bir ilaç kullanın.
  • Tercihan yağsız peynir tüketin.  

Yağsız Et, Kümes Hayvanları Balık Günde 1 Porsiyon Tüketilebilir

Et, protein, B vitamini, demir ve çinko bakımından oldukça zengin bir kaynaktır. Et tüketirken, yağsız et tüketmeyi tercih edin. Günde en fazla 170 gram et tüketin. Günlük et tüketiminizi azaltırsanız, daha fazla sebze meyve tüketebilirsiniz.

Bu gruptaki gıdalar için 1 porsiyon dendiği zaman kast edilen miktarlar şunlardır:

  • 1 yumurta  
  • 30-40 gram pişmiş yağsız et, kümes hayvanı ya da balık   

Bu gruptaki gıdalar tüketilirken göz önünde tutulmasında yarar bulunan noktalar şunlardır:

  • Kümes hayvanları ve etleri tüketmeden önce derisini ve yağını uzaklaştırın.
  • Bu ürünleri yağda kızartmayın.  
  • Balık tüketirken ton balığı, ringa balığı ya da somon gibi kalp dostu olan balık türlerini tercih edin. Bu balık çeşitlerinde kalp için sağlıklı kabul edilen omega-3 yağ asitleri bolca bulunur.

Fındık Tohum ve Baklagiller Haftada 4-5 Porsiyon Tüketilebilir

Özellikle badem, ay çekirdeği, bezelye, barbunya, mercimek son derece iyi magnezyum, protein ve potasyum kaynağıdır.

Bu grupta yer alan yiyecekler vücudunuzu bazı kanser türlerinden ve/veya kardiyovasküler hastalıklarda koruyabilecek özellikte fitokimyasallar içerirler. Ayrıca yine bu gruptaki yiyeceklerin  içeriğinde bolca lif bulunur.

Bu grupta yer alan gıdalar, yüklü miktarda kalori içerdiği için porsiyonların küçük tutulması önerilir. İdeal olarak haftada 3 ya da 4 kez tüketilmesi yeterlidir. 

Bir porsiyon denildiği zaman kast edilen miktarlar şunlardır:

  • 1/3 Su bardağı fındık
  • 1/2 Su bardağı pişmiş fasulye ya da bezelye  

Kuruyemişler bolca yağ içerdiği için özellikle zayıflama diyetlerinde pek önerilmez. Oysaki kuruyemişlerde bulunan yağ, sağlıklı yağdır. Bunlar tekli doymamış yağ asitleri ve omega-3 gibi yağ asitleridir. Yine de kuruyemişlerin kalorisi yüksek olduğu için az miktarda tüketilmesi önerilir.

Bunların yanı sıra et tüketmek yerine tofu ya da soya fasulyesi tüketmek iyi alternatiflerdir. Tofu ya da soya fasulyesi vücudun protein yapmak için ihtiyaç duyduğu  bütün amino asitleri içerirler.

Katı Ve Sıvı Yağlar Günde 2-3 Porsiyon Tüketilebilir

Yağ tüketilmesi önemlidir. Yağ öncelikle bağışıklık sistemini destekler ikincil olarak da vitaminlerin vücut tarafından emilmesine yardımcı olur.   Yine de çok fazla yağ tüketmek, kalp hastalığı diyabet ya da obezite riskini arttırır.

DASH diyetinde doymamış yağların tercih edilmesi önerilir. Bir porsiyon yağ denildiğinde bahsedilen miktarlar şunlardır:

  • 1 Çay kaşığı yumuşak margarin
  • 1 Yemek kaşığı mayonez  

Doymuş yağ ve trans yağ tüketimi koroner arter hastalığının gelişiminde önemli rol oynar. DASH diyetinde yağların tüketiminde dikkat edilmesinde yarar olan noktalar şunlardır:

  • DASH diyetinde kural olarak et, tereyağı, peynir, katı yağlar, hurma yağı, Hindistan cevizi yağı kullanımının sınırlı olması istenir.
  • Günlük tüketilebilecek doymuş yağ oranı günlük alınacak toplam kalorinin en fazla % 6’sını oluşturmalıdır.
  • Kraker, hamur işleri ve kızarmış gıdalar bolca  trans yağ içerdiği için bunlardan olabildiğince uzak durulmalıdır.
  • Salata sosu ya da margarin alırken içeriğindeki doymuş yağ ve trans yağ oranı içermeyen ürünleri seçebilmek için ürünün üzerindeki etiketi dikkatle okuyun.

Tatlılar Haftada 5 Porsiyondan Az Tüketilmelidir

DASH diyetinde tatlılar tümüyle yasaklanmaz. Yalnızca miktarını çok azaltılmalıdır. Bir porsiyon tatlı denildiğinde anlatılmak istenen miktarlar şunlardır:

  • 1 Yemek kaşığı şeker, reçel ya da jöle
  • 1/2 Su bardağı şekerli şerbet 
  • 1 Su bardağı limonata

DASH diyeti uygularken dikkat edilmesinde yarar bulunan noktalar şunlardır:  

  • Tatlı yiyeceğiniz zaman olabildiğince yağsız olanları tercihi edin.
  • Aspartam ya da sükraloz gibi yapay tatlandırıcılar da tatlı isteğinizi bastırabilir. Fakat bu ürünlerin tüketimini de sınırlı tutmalısınız.
  • Gereksiz ilave şeker tüketmeyin.

DASH Diyeti Alkol Ve Kafein

Çok fazla alkol tüketimi tansiyon yükselmesine sebep olabilir. Günlük alınabilecek alkol miktarı kadınlar için 1 kadeh, erkekler için 2 kadehle sınırlandırılmalıdır.

Kafeinin tansiyon üzerine etkisi tam olarak aydınlatılmış değildir. Yine de kafein tüketimi anlık da olsa tansiyon yükselmesine sebep olabilir. Eğer yüksek tansiyondan şikayetçiyseniz ve kafeinin size dokunduğunu düşünüyorsanız, bu konuda doktorunuzun görüşünü almalısınız.

DASH Diyeti Ve Kilo Kaybı

Temel olarak DASH diyeti kilo kaybı için yapılmaz. Yine de sağlıksız yiyeceklerden uzaklaştığınız ve sağlıklı yiyecekleri tercih ettiğiniz için birkaç kilo kaybedebilirsiniz.

Fakat etkili bir şekilde kilo vermek istiyorsanız, DASH diyetinde önerilen 2000 kaloriden daha azını   tüketmeniz gereklidir. Bu konuda sağlık uzmanınızla görüşmenizde yarar vardır.

DASH Diyetinde Sodyumu Azaltmak İçin İpuçları

DASH diyetinin çalışma prensibi sodyum alımını azaltmaya ayarlanmıştır. Bunun yanı sıra sodyum alımınızı daha da azaltmak uygulayabileceğiniz noktalar şunlardır:

  • Yemeklerinizde tuz yerine sodyumdan arındırılmış baharat ya da aromalar kullanabilirsiniz.
  • Pirinç makarna vb. ürünleri hazırlarken ilave tuz koymayın.
  • Konserve ürünleri tüketmeden önce suyla durulamak da, gıdanın bileşiminde bulunan sodyumun bir kısmını uzaklaştırır.
  • Hazır ürünleri satın alırken etiketinde  ‘’Sodyum İçermez’’, ‘’Tuz Eklenmemiş’’ ifadeleri bulunan ürünleri tercih edin.

Genel bir bilgi olarak 1 çay kaşığı tuz 2.325 mg sodyum içerir. Bunu göz önünde tutarak alışveriş ederken satın aldığınız ürünlerin etiketlerine bakarak ve sodyum içeriği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.  Hazır yiyecekler tahmininizden çok daha fazla sodyum içerebilir.

Düşük sodyumlu yiyeceklere alışmak için yemeklerinizde kullandığınız tuzu yavaş yavaş azaltın. Damak zevkinizin bu tada uyum sağlaması zaman alabilir. Bunun için birkaç haftayı gözden çıkarmanız gerekebilir.

DASH Diyetini Uygulamayı Kolaylaştırabileceğiniz Maddeler

 Unutmayın Yaşam tarzı değiştirmek çok kolay değildir. Bunun için sabırlı olun. DASH diyeti uygulamasında size yararı olabilecek bazı ipuçları şunlardır: 

  • Acele etmeden değişimi sabırla karşılayın. Örneğin hali hazırda günde yalnızca 2 porsiyon meyve/sebze tüketiyorsanız öğle ya da akşam yemeklerine de birer porsiyon ekleyin.
  • Birden bire tam tahıllı ürünlere geçmek zor olabilir onun yerine porsiyonlarınızın bir ya da ikisini tam tahıllı hale getirin.
  • Eğer lifli gıdalara alışık değilseniz diyetinizde birdenbire meyve, sebze ve kepekli tahılları arttırmak şişkinlik ya da ishale sebep olabilir. Özellikle başlangıçta fasulye ya da sebzelerden kaynaklanan gazı azaltmak için reçetesiz ürünler kullanabilirsiniz.
  • Diyeti uygulamada başarılı olduğunuz günler için kendinizi yiyecek olmayan herhangi bir şeyle ödüllendirin.
  • DASH diyeti yaparken günlük aktivitelerinizi de arttırırsanız yüksek tansiyonunuzun dengelenmesine daha çok yardımcı olursunuz.
  • Diyeti uygularken zorlanırsanız diyetisyeninizle görüşün

Sağlıklı beslenmek hem besleyici ürünler tüketmek, hem de olabildiğince çeşitli ürünler yemektir. DASH diyeti ile her iki kurala da uyabilirsiniz. Bu yazıda verilen önerilerden yararlanılarak  DASH diyeti  ve yüksek tansiyon  arasında bulunan sağlıklı bağlantıdan faydalanabilirsiniz.

Kaynaklar:

Neden Antioksidan Almalıyız Daha Fazla Antioksidan Almanın 13 Pratik Yolu

Daha sağlıklı beslenmek için pek çok neden sayılabilir. Sağlıklı beslenmek, her zaman zayıf olmak anlamına gelmez. Bilinçli gıdalar seçerek hücrelerinizde bulunan serbest radikallerin büyük bir kısmını uzaklaştırabilirsiniz. Serbest radikallerin azalması, vücut stresinin azalmasını sağlar. Bu nedenle antioksidan nedir sorusu hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

Genel olarak günlük tüketilen yemekler tuz, şeker ve yağ bakımından zengindir. Ayrıca özellikle tatil zamanlarında farkında olmadan tatlılar ya da gazlı içecekler fazla kaçırılabilir. Bu tür yiyecekler kanda şeker ve insülin seviyesini arttırır. Kan şekeri ve/veya insülin düzeyinin yükselmesi, serbest radikallerin ya da açığa çıkan bağlanmamış elektron moleküllerinin sayısını arttırabilir. Bu maddelerin   artış göstermesi, insan vücudunda ciddi boyutlarda hücresel hasarlara yol açabilir.

Çeşitli kaynaklardan antioksidanlar hakkında bazı bilgiler ediniyoruz. Genel eğilim olarak sağlıklı beslenme için antioksidan bakımından zengin yiyeceklerin tüketilmesi önerilir. Bu yazımızda öncelikle antioksidan nedir ve antioksidan ne işe yarar konuları hakkında bilgi veriyoruz. Böylece düşüncelerinizde oksidatif sürecin ne olduğu ve bu süreci olabildiğince engellemenin önemi netleşecektir.

Oksidatif süreç esnasında serbest radikaller ortaya çıkar. Antioksidanlar da tam da bu oksidatif süreç sırasında devreye girerek, hücre hasarlanmasının önüne geçmeye çalışır.

Elektronların Serbest Kalması

Bir maddenin oksitlenmesi kısaca o maddenin elektrolarının bir başka bileşene yüklenmesi olarak tanımlanabilir. Bunun tam tersi durumlarda, yani bir madde bir başka maddeden elektron alırsa ‘’indirgenir’’. Oksitlenmeye yol açan maddeler aynı zamanda elektron alıcıları olarak da tanımlanabilir. Elektron alıcıları karşılaştıkları maddenin elektronlarını bu maddeden uzağa sürükler.    Elektronların uzaklaşması ile oksitlenme süreci başlar. Oksitleyici maddeler çektikleri elektronları  kendi bünyelerine alılar.

Açığa çıkan elektronlar diğer moleküller ile bağlantı kuramadığı takdirde, serbest radikaller ortaya çıkar. Oluşan serbest radikaller hücresel metabolizmayı bozar hatta DNA üzerinde dahi değişiklik yaratabilir.

Besin Metabolizması Ve Serbest Radikallerin Meydana Çıkışı

Hücrenin mitokondri olarak tanımlanan bölümünde ‘’oksidatif fosforilasyon’’ ortaya çıkar. Böylece gıdalardan elde edilen yakıt, enerji üretimi için kullanılır. Vücudun kendiliğinden yürüttüğü bu metabolik basamaklarda atomlar, elektron verir ya da alır. Bu yolla zincirleme olarak bir dizi oksidasyon ve indirgenme reaksiyonları meydana gelir. Atomların genellikle elektron ve proton sayısı eşittir. Atomların elektronlarının çeşitli şekillerde eksik kalması sonucunda, vücut savunması düşer.

Sıkça rastlanan olay, bir elektronun bulunduğu molekülden ayrıldıktan hemen sonra diğer moleküle bağlanmasıdır. Fakat elektronlar bir molekülden ayrıldığında bir başkasına bağlanamazsa, ortamda serbest radikaller meydana gelir. Bu sürecin uzaması ile birlikte ortamda yüksek konsantrasyonda kararsız, serbest moleküller ortaya çıkar.

Esasen  bütün serbest radikaller sağlığa zararlı değildir. Fakat yine de iyonik ya da moleküler seviyede bile olsa serbest radikallerin vücutta birikimi sağlığa zararlıdır ve istenmez. Bahse konu kararsız moleküller ‘’oksidatif stres’’ olarak adlandırılan özellikleri ile hücreleri okside eder ve hücrelerin olması gereken düzgün yapısına zarar verir.  

Serbest radikaller, vücutta bulunan hücrelerin büyümesine ve yaşamını sürdürmesine zarar verir. Serbest radikaller hücre zarına ve direk olarak hücre DNA’sına zarar verir. Bu durum hücrelerin mutasyona uğramasına sebep olur. Böylece serbest radikaller hem kanserojen reaksiyonlara yol açabilir, hem de yaşlanma sürecini hızlandırır.

Ortamda serbest radikallerin çokça bulunması, damar sertliği, diyabet ve kırışık benzeri yaşla birlikte ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olabilir.  

Antioksidan Açısından Zengin Besinler

Aşırı yemek tüketimi serbest radikallerin oluşumunu arttırır. Daha çok yediğimizde hücre mitokondrisi daha fazla çalışır ve ortama normalden daha fazla aktif oksijen salgılar. Bu durum serbest radikallerin oluşumunu destekler.

Bazı gıdaların tüketilmesi, oksidatif stres riskini arttırır. Bazı gıdaların hazırlanma ya da pişirilme koşulları da serbest radikal oluşumunu arttırabilir. Bu nedenle yalnızca tatil zamanlarında değil bütün yıl süresince sağlıklı yiyecekleri az miktarda tüketerek, serbest radikallerden uzak kalabilirsiniz.

Antioksidan bakımından zengin olmayan ve besleyici değeri düşük yiyeceklerin serbest radikal içeriği yüksektir. Bu amaçla bilinmesinde yarar bulunan başlıca noktalar şunlardır:

  1. Glisemik indeksi yüksek olan gıdalar, rafine karbonhidratlar ve şeker içeriği fazla olan  besinlerden uzak durmalısınız. Bu tip yiyeceklerin vücutta serbest radikal üretme olasılığı yüksektir.
  2. Salam, sosis, sucuk, pastırma vb. işlenmiş etleri mümkün olduğu kadar tüketmeyin. Bu tip ürünler vücutta serbest radikallerin üretimini destekleyen koruyucuları içerir.
  3. Kırmızı et tüketimini azaltın. Kırmızı etler de yüksek oranda demir içerdiği için oksidasyonu destekler.
  4. Yemek yaparken kullandığınız katı ve/veya sıvı yağları ideal olarak yalnızca 1 kez kullanın. Katı ve /veya sıvı yağların tekrar tekrar ısınması oksidasyona yol açar ve serbest radikallerin oluşumu hızlanır.
  5. Alkol alımınızı limitleyin. Alkollü içeceklerim hem kalorisi yüksektir, hem de vücutta serbest radikaller üretilirler. Günde 1 ya da 2 kadehten fazla içmeyin.
  6. İçeriğinde bolca antioksidatif kimyasal bileşen içeren yiyecekleri tüketin. Antioksidan bakımından zengin gıdalar serbest radikalleri nötr hale getirerek, molekül oksidasyonunu önler. Antioksidanlar bu yolla hücresel hasarlanmaya engel olabilir. Antioksidanlar genellikle bitkisel kökenli gıdalarda A,C ve E vitaminleri ile selenyum vb. bileşenler halinde ya da polifenoller halinde bulunur. Sözgelimi kızılcık, antioksidan bakımından çok zengindir.
  7. Özellikle beta karoten, likopen ve lutein bakımından zengin yiyecekleri tercih edin. Bu antioksidanları içeren başlıca gıdalar şunlardır:
    • Yonca Filizi
    • Brüksel Lahanası
    • Havuç
    • Kara Lahana
    • Mısır
    • Mango
    • Domates
  8. Tatlı tüketmek istediğiniz zaman, kek ya da kurabiye yerine meyveleri tercih edin. Antioksidan bakımından zengin başlıca meyveler şunlardır:
    • Elma
    • Kavun
    • Kiraz
    • Greyfurt
    • Kivi
    • Kırmızı Üzüm
    • Böğürtlen
    • Çilek
    • Ahududu 
  9. Her gün düzenli olarak, bir miktar kuruyemiş ve/veya tatlı patates gibi bileşiminde bolca E vitamini bulunan yiyecekleri tüketmeye özen gösterin.
  10.  Flavanoid olarak tanımlanan bazı bitki metabolitleri de antioksidanların görevini üstlenebilirler. Flavanoid bakımından zengin gıdalar şunlardır:
    • Soğan
    • Patlıcan
    • Marul
    • Şalgam
    • Armut
    • Kırmızı şarap
    • Narenciye
    • Çilek
    • Maydanoz
    • Kiraz
    • Baklagiller
    • Soya fasulyesi
    • Süt
    • Peynir
    • Tofu
  11. Bazı gıdalar içeriğinde birden fazla vitamin ve antioksidanı yüksek miktarda bulundurur. Bileşiminde birden fazla vitamin ve antioksidan içeren başlıca gıdalar şunlardır:
    • Erik
    • Kuru Erik
    • Kuru Üzüm
    • Yaban Mersini
    • Kızılcık
    • İncir
    • Portakal
    • Nar
    • Tatlı Kırmızı Dolma Biber
    • Lahana
    • Pancar
    • Ispanak
    • Bitter çikolata

12. Baharatlar da bolca antioksidan içerir. Baharatlar arasında tüketilmesi önerilen ürünler şunlardır:

  • Zencefil
  • Üzüm Çekirdeği Özü
  • Ginkgo
  • Biberiye
  • Zerdeçal

13. Çay içmeyi ihmal etmeyin. Akşamüstü bir fincan yeşil çay içmek, vücudunuzu antioksidan bakımından destekler. Yeşil çayda bulunan polifenoller vücutta olabilecek oksidasyonla mücadele ederek, sizi daha sağlıklı hale getirir.

Yukarıda anlatılan bilgileri göz önünde bulundurmak, vücudunuza antioksidan alımını arttırmak için uygun yollardır.

Tıbbın Geleceği

Sağlık problemlerinin gittikçe artış gösterdiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu yüzden geleceğin tıbbı hızla geliştirilmeye çalışılıyor. Önümüzdeki yıllarda ortaya çıkması muhtemel yeni salgın hastalıklar, küresel ısınmanın sebep olabileceği yeni sağlık problemleri, antibiyotik vb. ilaçlara dirençli yeni bakteri türlerinin ortaya çıkması ile yaşanabilecek sorunlar bunlardan bazıları olabilir. İlerleyen yıllarda nüfusun gittikçe daha uzun ömürlü olması nedeni ile ortaya çıkabilecek yeni sağlık sorunları ile uğraşılması gerekeceği de açıkça görülüyor.

Önümüzdeki birkaç 10 yıllık periyodda sağlık alanında daha da çeşitli zorluklarla karşılaşılabilir.     Günümüzde hastalıkların tedavisinde en etkili yöntem genellikle ilaç tedavisidir. Bu konuda tıp alanında çok fazla araştırma yapılıyor ve bu araştırma sonuçlarına göre ilaçların gelişiminde de büyük aşamalar kaydedileceği düşünülüyor.

Bu yazımızda tıbbın geleceği konusunda olması beklenen gelişmelerden bahsediyoruz.

Kişiselleştirilmiş Tıbbi Tedavi

Daha önceleri hastalıklara karşı geliştirilen standart tedavi yöntemleri istisnasız herkese aynı şekilde uygulanmaktaydı. Fakat günümüzde ilerleyen teknolojik tıbbi gelişmeler ışığında hastalığa özel tedaviler kişilere özel tedaviler ile kombine edilerek uygulanabilecektir. Böylece kişiler arası bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak, hastalıkların en etkin ve kısa sürede çözüme ulaştırılması planlanıyor. Bilim insanları bu amaçla genetik alanında yapılan çalışmalardan faydalanabileceklerini açıklıyor.

Yakın gelecekte hastaların DNA haritası oluşturulacak ve bu haritaya dayanılarak yapılan analiz sonucunda bireylerin hangi hastalıklara yakalanma potansiyeli olduğu saptanacaktır. Üstelik bu konudaki gelişmeler öylesine ilerlemiştir ki, kişinin hangi hastalıklara yakalanmaya meyilli olduğu basit  bir kan testi ile ortaya çıkarılabilecek hale gelmiştir. Bu bilgiden yararlanılarak tamamen kişiye özel tedavi programları oluşturulacak. Yapılan testler yardımı ile ilaçların olası yan etkileri göz önünde tutularak, kullanılabilecek alternatif ilaçlar da ortaya çıkarılacaktır. Böylece hastalıkların çoğu hem başarılı bir şekilde tedavi edilebilecek, hem de önlenebilecektir.

Nanotıp Çalışmaları

Yakın gelecekte hastaların tıbbi bakımı, sağlık hizmetlerinde kullanımına alınan nanoteknoloji uygulaması ile mikroskobik boyutlarda gerçekleşebilecek. Nanopartiküller çok çok küçük parçacıklardır. Bu nano büyüklüğünde tanecikler vücut hücreleri ile direk olarak iletişime geçer ve hücreleri moleküler seviyede yönlendirebilir. Bahse konu nano partiküllerin özellikle virüsleri, bakterileri ve olası kanser hücrelerini belirlemekte kullanılması planlanıyor. Nano partiküller kullanılarak hastalıkların yalnızca tespit edilmesi değil,  aynı zamanda tedavi de edilebileceği düşünülüyor.

Nano parçacıklar sayesinde, olabilecek genetik mutasyonlar düzeltilirken, ilaçların direk olarak tedavi edilecek hücre ve organlara yönlendirilmesi hedefleniyor.

Kök Hücre İlaçları

Kök hücrelerin eşi benzeri yoktur. Kök hücreler çok özel hücre tiplerine dönüşebilirler. Kök hücreler vücutta yer alan hasarlı ya da işlevini yitirmiş ölü hücrelerin yerine konulabilir. Böylece hastalıkların ve /veya kronik problemlerin giderilmesinde etkili olabilirler. Kök hücre tedavisi hali hazırda günümüzde MS,  Serebral Palsi Ve As Distrofisi vb.  alanlarda kullanılmaktadır.   Araştırmalar ilerledikçe kök hücre tedavisinin diyabet, Parkinson, kanser ya da kalp hastalıkları tedavisinde de kullanılması hedefleniyor.

Yapılan bilimsel çalışmalarda kök hücre elde edilmesi için, herhangi bir donöre gerek duyulmadan laboratuvar koşularında yeni organlar oluşturulması ve böylece kök hücre tedavisi için donör tarafından ret edilmenin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Medikal Esrar

2001 Yılında tıbbi alanda medikal esrar kullanımı Kanada’da yasal olarak kabul edildi. Esrarın kronik ağrı, anksiyete, stres bozuklukları ya da Crohn hastalıklarını tedavi edebilmedeki etkisi uzun yıllardır biliyordu. Fakat bu maddenin kötüye kullanılma ihtimali çok yüksek olduğu için hastalık tedavilerinde kullanılmıyordu. İlerleyen dönemlerde medikal esrarın epilepsi, kalp hastalıkları ve/veya kanser gibi hastalıklarda daha etkili ve yaygın olarak kullanımına geçilmesi planlanıyor.

Günümüzde Kannaboid bitkisi ile yapılan tedaviler, özellikle ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda kullanılmaktadır.

Dijital Sağlık Uygulamaları

Gelecekte teşhis ve tedavi aşamalarının tamamı kişiye özel ve insansız sistemler ile gerçekleşebilir. Bu amaçla yakın gelecekte olabilecek başlıca ilerlemeler şunlardır:

  • Kullanılan sensörler sayesinde bireylerin sağlık durumları anlık olarak takip edilebilecek. Böylece olabilecek hastalıklar için erken uyarı sistemleri devreye girebilecek.
  • Araştırma çalışmaları için Dünya çapında oluşturulabilecek hasta haritaları ile çok büyük boyutlarda hasta /hastalık verileri elde edilebilecek.
  • Daha da ilerleyen yıllarda cerrahi prosedürlerin dahi çok duyarlı robotlar tarafında gerçekleştirilebilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Tıbbın geleceği için önemli bir alan olan dijital sağlık konusunda yapılan çalışmalar devam etmektedir.

Kolay Kilo Vermek İçin Lezzetli Yemek Bileşimleri

Yemek yerken tükettiğimiz yiyecekleri çoğu kez farkına bile varmadan birbirleri ile eşleştiririz. Sözgelimi balık kızartmasının yanında patates kızartması olması bizi mutlu eder ya da ekmek ile tereyağını birlikte tüketmeyi severiz. Bu yazımızda sağlıklı ve kolay kilo vermek için size birkaç ipucu veriyoruz. Yemek yerken çeşitli kombinasyonlar yapmamızın nedeni, çoğu kez küçüklüğümüzden bu yana bize yiyecekleri bu şekilde birleştirmemizin öğretilmiş olmasıdır. Bazen de yiyecekleri uygun şekilde eşleştirdiğimizde, daha lezzetli öğünler tükettiğimizi düşünebiliriz.

Gıdaları tüketirken çeşitli kombinasyonlar yaptığımızda, bunların içinde bulunan maddeler birbirleri ile biyokimyasal reaksiyona girer. Bu reaksiyonlar kilo kaybetmenizi kolaylaştırıp, hızlandırabilir ya da zorlaştırıp, yavaşlatabilir. Bir örnek vermek gerekirse bu konuda yapılan en son araştırmalar karbonhidrat ve yağın bir arada tüketilmesinin kilo alımını ve yağlanmayı arttırarak, hızlandırdığını ortaya koyuyor. Bu ikilinin nerdeyse zehir etkisi yapması vücuda alınan şekerin ‘’insülin’’ olarak tanımlanan hormonun üretimini uyarmasıdır. Böylece çok fazla şeker yendiğinde, insülin düzeyi anormal derecede yükselebilir. Bütün bu reaksiyonların sonucunda vücudun yağ depolaması desteklenir ve kilo artışı yaşanabilir.  

Konu üzerinde çalışan bilim insanları, gıda bileşenlerinin birbiri ile etkileşiminin yemeğin besleme özelliklerini arttıran ve yağ yakılmasını hızlandıran reaksiyonlara yol açtığını gösteriyor.

Bazı Yiyecekler Kilo Almamıza Neden Olurken Bazıları Kilo Kaybetmemizi Destekler

Her gün çeşitli yerlerde, mucize diyetler hakkında reçetelere rastlıyoruz. Fakat konu üzerinde çalışan bilim insanları kilo vermek ve form tutmak için aç kalmanıza ya da çok hafif yiyeceklere razı olmanıza  gerek olmadığına dikkat çekiyor. Bu konuda size yardımcı olabilecek, ‘’Akıllı Diyet’’ olarak tanımlanan  uygulamalar bulunuyor. Böylece biraz sabırlı olup, ayrıntıları göz önünde bulundurduğunuzda kilo verme mekanizmasının temel kimyasını harekete geçirebilirsiniz. Sağlıklı ve kolay kilo vermek için bilinmesinde yarar bulunan gereken başlıca noktalar şunlardır:

Ø    Bazı besin bileşenleri birlikte tüketildiğinde, vücutta gıda emilim kapasitesi değişir. Bu sayede yediğiniz yiyeceklerden olabilecek en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.

Ø    Besinlerle vücudunuza alınan bileşenler, kan şekeri düzeyiniz üzerinde etkili olur. Kan şekeri düzeyi kilo alıp vermenizle ilgili hormonların salınımını etkiler.

Ø    Besinlerle alınan bileşimler sindiriminizi yavaşlatabilir ya da hızlandırabilir. Bu yüzden besinleri tüketme sırası da önemlidir. Söz gelimi sindirimi en uzun süren besinler etlerdir. Etlerin sindirimi ortalama 4-5 saat sürer. Oysaki meyvelerin sindirimi için gereken süre, çok daha kısadır. Meyveler ortalama 30 dakikada sindirilir.

Kahvaltı

Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Özellikle kilo verme döneminde iseniz, öğün atlamak sizin için hiç de iyi olmaz.

Vücut yağlarının yakılma hızının arttırılması için tüketilmesi önerilebilecek lezzetli bir kombinasyon da vitaminler ile yağların birlikte tüketilmesidir. Özellikle A, D ve E vitamini gibi yağda çözünen vitaminler vücudunuz tarafından daha hızlı emilir. Yani yoğurt yerken içine badem, kuruyemiş ya da meyve parçaları ilave ederseniz, hem lezzetli hem de sizi uzun süre tok tutacak bir kahvaltı etmiş olursunuz. Bunun yanı sıra kahvaltıda tereyağı tüketmek yerine, avokado tercih edebilirsiniz. Zayıflama döneminde, avokado ve 1 bardak portakal suyunu birlikte tüketmek oldukça ideal bir kahvaltı sayılabilir.

Kahvaltıda süt ürünleri tüketirken,  tam yağlı olmalarını tercih edin. ‘’Light’’ ürünler, kilo kaybı için daha iyi gibi görünse de,  konu üzerinde çalışan bilim insanları bu tip ürünlerin şeker bakımından daha zengin olduğunu belirtiyor. Buna bağlı olarak uzun vadede light ürünler tüketmenin kilo almanıza yol açabileceği düşünülüyor.

Ayrıca tam yağlı süt ürünleri diğer yağı azaltılmış süt ürünlerine oranla daha  doyurucu olduğu için, bu  ürünleri tükettiğinizde gün içinde atıştırma ihtiyacınız azalır. Üstelik tam yağlı süt ürünlerinde bulunan yağ asitleri, kalp hastalığı riskini de azaltabilir.

Öğle ve Akşam Öğünleri

Zayıflama döneminde vücudunuza protein alımını artırmanız önerilir. Fakat bu amaçla bolca kırmızı et tüketmeniz istenmez.  Fazlaca doymuş yağ almak sağlıklı sayılmaz. Bu tip durumlarda pirinç ile bezelyeyi birlikte tüketmenizi öneririz. Tek başına pirinç tüketirseniz,  vücudunuza gereken elzem amino asitleri yeteri kadar alamazsınız. Pirinç tüketirken yanına bezelye eklerseniz, olabilecek amino asit eksikliği sorunundan kurtulursunuz. Bezelye,  potasyum bakımından da çok zengin bir kaynaktır.  Özellikle ‘’Vegan’’ diyet uyguluyorsanız, öğünlerinize bir miktar daha protein eklemek için bu yöntem gerçekten çok yararlıdır.

Kilo kaybetmek istediğiniz dönemlerde, akşam yemeğiniz günün en hafif öğünü olmalıdır. Akşam yemeği öğününüzü yatmadan en az 3 saat önce tüketmiş olmanızda yarar vardır. Eğer yatmadan önce bir şeyler atıştırırsanız, vücudunuz sindirimi henüz tamamlamış olduğu için rahat bir uyku uyumanız zorlaşabilir. Bu nedenle gece şişkinliği yaşamak ya da kabus görmek gibi istenmeyen durumlarla  karşılaşabilirsiniz.

Kilo vermek istediğiniz dönemlerde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli konu, akşam yemeği öğününü atlamamanızdır. Eğer uykuya aç yatarsanız, ertesi gün daha fazla porsiyon tüketme eğiliminde olursunuz. Daha fazla atıştırmak, her zaman daha fazla kilo anlamına gelir.

Kilo verme sürecinde size önerilebilecek en ideal öğün yeşil yapraklı sebzeler ile birlikte avokado yağı tüketmeniz olabilir. Marul ya da körpe ıspanak salatanıza birkaç damla avokado yağı ilave edin. 

Et yemekten hoşlanıyorsanız, akşam yemeğinde kırmızıbiber ilave ettiğiniz tavukgöğsü sizin için iyi olabilir. Tavuk eti, en besleyici etlerden biridir. Tavuk etine eklediğiniz biberde bulunan ‘’kapsaisin’’ bileşeni hem iştahınızı keser, hem de metabolizmanızı hızlandırır.

Atıştırmalıklar

Aslında kural olarak kilo verme döneminde, öğün aralarında atıştırmaktan vazgeçmelisiniz. Eğer bu size çok zor geliyorsa ve beceremiyorsanız, normal zamanda tüketmeye alışkın olduğunuz kraker ya da şekerli ürünleri sağlıklı yiyeceklerle değiştirin. Bu amaçla bazı soslara nachos yerine nohut ekleyebilirsiniz. Böylece sağlıklı, az kalorili ve metabolizmanızı hızlı çalıştıran yiyecekler elde etmiş olursunuz.

Tatlı atıştırmak sizin için çok önemli ise, çiğ fındık ya baklagil tohumlarını muzla karıştırabilirsiniz. Meyveli atıştırmalıklar gerçekten sağlıklı olsa da, her zaman çok da masum değildir. Özellikle suyu uçurularak kurutulmuş meyvelerde şeker oranı çok yüksektir.

Kilo verme döneminde size önerebileceğimiz bir başka ideal atıştırmalık, bir miktar yoğurt ile bir avuç çilek karışımı tüketmeniz olabilir. Fakat bu bir avuç çok büyük bir avuç ise, fazla kilolarınızdan kurtulmanız mümkün olmayabilir.

İçecekler

Zayıflama dönemlerinde içeceklerin çoğundan uzak durmakta yarar vardır. Çünkü su dışında bütün içeceklerin az ya da çok kalorisi vardır. Meyve suyu içmek istiyorsanız, dışardan hazır almayın. Evde kendiniz hazırlayın. Böylece içine ekstra şeker katılmamış ürünler tüketmiş olursunuz. Bu dönemde size önerebileceğimiz içecekler greyfurt, limon ya da nar suyuna zencefil ilave ederek hazırladığınız meyve suları olabilir.

Bu arada kahve oldukça iyi bilinen bir iştah kesicidir. Kilo verme döneminde kahve tüketmek, hem daha aktif ve uyanık olmanızı sağlar hem de iştahınızı kontrol etmeniz kolaylaşır. Yalnız bu aşamada kalorisi yüksek kahveli içecekleri tercih etmeyin. Bunun yerine sade kahvenize tarçın serpiştirin. Tarçın kalorisi düşük ve vücutta yağ birikmesini önleyen antioksidan bileşenler bakımından da zengin bir üründür.

Kahve sevmiyorsanız, limonlu yeşil çay da gerçekten sağlıklı ve kolay kilo vermek için size yardımcı olabilecek, lezzetli bir içecektir.

Anksiyeteye İyi Gelen Yiyecekler

Bilimsel araştırmalar anksiyete tedavisi gören insanların diyetlerine ekledikleri yiyeceklerin çok yararlı olabileceğini ortaya koydu. Anksiyete belirtilerinin azaltılması amacı ile diyette sağlıklı gıdaların arttırılması, sağlıksız gıdaların ise azaltılması hedeflenmektedir.

Kaygılardan arınmak için yaşam tarzınızda değişiklik yapmanın gerçekten işe yaradığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Diyetinize bolca sebze, meyve, baklagiller, kepekli tahıllar ve yağsız protein bakımından zengin gıdalar eklemek, ruh haliniz üzerinde tahmin etmediğiniz kadar olumlu etkide bulunabilir.   

Anksiyete Dünya üzerinde milyonlarca insanı olumsuz etkileyen bir sağlık problemidir. Anksiyetenin çeşitli semptomları vardır. Bazı insanlar bu semptomların hepsini birden yaşarken, bazı insanlar bu semptomların yalnızca birkaç tanesini bir arada yaşarlar. Genel kural olarak en az 6 ay anksiyete semptomları yaşayan insanlarda ‘’ Yaygın Anksiyete Bozukluğu ’’ olduğu düşünülmektedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu yaşayan insanların şikayetçi oldukları başlıca psikolojik ve fiziksel belirtiler şunlardır:

  • Korku,
  • Gerginlik,
  • Günlük olaylar ya da gündelik sorunlar hakkında olayın önemi ile orantısız biçimde endişelenmek,
  • Sinirlilik,
  • Konsantrasyon zorluğu yaşanması,
  • Sosyal yaşamda ya da iş hayatında çeşitli sorunlar yaşanması,
  • Kalp çarpıntısı,
  • Kalp atış hızının artması,
  • Kaslarda gerginlik,
  • Göğüste sıkışma hissi duyulmasıdır.

Yaygın anksiyete tedavisi için genellikle doktorlar, ilaçlar ve davranış terapisi kombinasyonunu birlikte uygulamaktadırlar. Fakat bazen tedavilerin uzun vadede işe yaramadığı durumlar da görülmektedir.

Anksiyete Üzerinde Hafifletici Etkiye Sahip Yiyecekler

Yapılan bilimsel araştırmalar, doğru beslenmenin yaygın anksiyete semptomlarını iyileştirmek üzerinde olumlu rol oynayabileceğini gösteriyor.

1. Brezilya Fındığı

Brezilya fındığı, içeriğinde bolca selenyum elementi bulunur. Selenyumun vücutta yüksek düzeyde bulunan iltihabı azaltıcı etkisi vardır. Araştırmaların sonucunda vücutta iltihabın azalması ile bireylerin ruh halinde iyileşme görülmüştür. Ayrıca selenyumun hücre hasarını önlemeye yönelik etkileri olduğu gibi antikanserojen özellikleri olduğu da düşünülmektedir.  

Brezilya fındığının yanı sıra mantar, soya fasulyesi, kabuklu yemişler, bazı hayvansal ürünler ve sebzeler de selenyum bakımından oldukça zengindir.

Selenyumun fazlası istenmeyen yan etkilere sebep olabilir. Bu nedenle selenyumun çok da fazla tüketmemesine de dikkat edilmelidir. Normal bir yetişkinin günlük alması ideal sayılan selenyum miktarı yaklaşık 400 mikrogramdır. Bu nedenle yüksek dozda selenyum takviyesi almak yerine günde 3 veya 4 Brezilya fındığı yemek daha uygundur.

Brezilya fındığında selenyumun yanı sıra bol miktarda E vitamini de bulunur. E vitamini kuvvetli bir antioksidan olup anksiyete tedavisi için çok yararlıdır. Bazı bilimsel araştırmalarda düşük E vitaminin depresyona yol açabileceğini gösterilmektedir.

2. Yağlı Balık

Yağlı balıklar denildiğinde, içeriğinde bolca omega-3 içeren balıklar düşünülmektedir. Omega-3 bakımından zengin başlıca balıklar türleri şunlardır:

  • Somon
  • Uskumru
  • Sardalye
  • Alabalık
  • Ringa balığı

Omega -3 yağ asidi kişinin hem zihinsel işlevlerini destekler, hem de zihinsel sağlığını geliştirir. Yapılan en son bilimsel araştırmalarda omega-6 yağ asidinin fazla tüketilerek omega-3 yağ asidinin yetersiz alınması durumunda bireylerde anksiyete vb. duygu durum bozuklukları yaşanabileceği gösterilmektedir.

Konu üzerinde çalışan bilim insanları haftada en az 2 porsiyon balık yenmesi gerektiğini belirtiyorlar. Haftada 3 kez somon yiyen erkeklerle yapılan araştırma sonuçlarında deneklerin kaygı düzeyinde azalma gözlendi.

Somon ve sardalye aynı zamanda D vitamini bakımından da zengin ürünlerdir. D vitamininin de depresyona ve anksiyeteye iyi geldiği konusunda yapılmış yeteri kadar bilimsel araştırma bulunmaktadır.

3. Yumurta

Yumurta sarısı bileşiminde bolca D vitamini içerir. Ayrıca yumurta bütünüyle mükemmel bir protein kaynağıdır. Bu özelliği nedeni ile yumurta, bir organizmanın büyüme ve gelişmesi için gereken bütün temel amino asitleri içerir.

Bütün bunların yanı sıra yumurta serotonin salgılanmasına destek olan triptofan bakımından da zengindir. Serotonin kişinin ruh halini, uykusunu ve hafızasını geliştirmeye yardımcı olan önemli bir kimyasal nörotransmitterdir. Serotonin beyin fonksiyonlarını iyileşmesinde olduğu kadar kaygı düzeyinin azalmasında da etkilidir.

4. Kabak Çekirdeği

Kabak çekirdeği bileşiminde bolca potasyum içerdiği için vücudun elektrolit dengesinin düzenlenmesi ve kan basıncının dengelenmesinde önemli rol oynar. Kabak çekirdeği ya da muz benzeri potasyum açısından zengin ürünler tüketilmesi, bireylerde kaygı ve stres seviyesini azaltabilir. Kabak çekirdeği potasyumun yanı sıra çinko bakımından da zengin bir gıdadır. 100 Kız öğrenci üzerinde yapılan bir   araştırmada çinko eksikliği yaşayan öğrencilerin ruh halinin bu durumdan olumsuz etkilenebileceği ortaya çıkarıldı. Çinko, beyin ve sinir gelişiminde çok önemli rol oynayan bir mineraldir. Çinkonun vücutta depolandığı başlıca yerler beynin duygularla ilgili kısımlarıdır.

5. Bitter Çikolata

Bilim insanları uzun zamandır bitter çikolatanın stres ve anksiyeteyi azaltabileceği hipotezi üzerinde duruyorlar. Araştırma sonuçlarında bitter çikolata ya da kakaonun bireylerin ruh halini olumlu etkileyebileceği ortaya kondu. Yine de bu konuda yapılan çalışmaların sayısı yeterli bulunmadığı için daha fazla çalışma yapılması gereklidir.

Bitter çikolata, içeriğinde bolca polifenol bulunduran bir flavanoid kaynağıdır. Bazı bilimsel çalışmalarda flavanoidlerin beyindeki nöroinflamasyonu ve hücre ölümünü önleyici etkide bulunduğu saptanmıştır. Bunun yanı sıra flavanoidler kan akışı üzerinde de olumlu etkide bulunmaktadır.

Çikolata bulunan triptofan,  bireylerin ruh hâlini olumlu etkileyen serotonin gibi nörotransmitterlerin oluşumunda da önemli rol almaktadır.

Ayrıca bitter çikolatanın bileşiminde bolca magnezyum da bulunur. Magnezyum açısından zengin bir diyetle beslenmenin depresyon belirtilerini azaltabileceği ispatlanmıştır.

Bitter çikolata seçerken, içeriğinde % 70 ya da daha fazla kakao bulunan ürünleri tercih etmekte yarar vardır. Bitter çikolata aynı zamanda bolca şeker ve yağ içerdiği için günlük tüketilecek miktar en fazla 1-3 gram ile sınırlandırılmalıdır. 

6. Zerdeçal

Zerdeçalda bulunan fonksiyonel madde kurkumindir. Anksiyete ya da depresyon problemi olan kişilerin kurkumin tüketmesi ile vücutta bulunan inflamasyon ve buna bağlı olarak da gelişebilecek oksidatif stres azalır. İnflamasyon ve oksidatif stresin azalması, depresyon belirtilerini aşağı çeker.

7. Papatya Çayı

Papatya çayı antiinflamatuvar, antibakteriyel, antioksidatif ve gevşetici özelliklere sahiptir. Bilimsel araştırmalar papatya çayının kaygı semptomlarını azaltıcı etkisi olduğunu kanıtlasa da, papatya çayının anksiyete üzerinde ciddi bir etkisi olduğu gözlenmemiştir.

8. Yoğurt

Yoğurt yapımında son derece sağlıklı bakteriler olan Lactobacillus ve Bifidobacterler kullanılır. Bahse konu mikroorganizmaların fermentasyona uğratılmış ürünleri, beyin sağlığı üzerinde olumlu etkide bulunur.  

Bazı bilimsel araştırmalar fermente ürünlerin tüketiminin, özellikle genç insanlarda mutluluğu arttırdığını ve kaygıyı azalttığını gösteriyor.

Yoğurt vb. fermente gıdaların diyete dahil edilmesi, doğal barsak bakterilerine destek sağladığı gibi kaygı ve stres düzeyini de düşürebilir.

9. Yeşil Çay

Yeşil çay bileşiminde theanine adı verilen bir aminoasidi içerir. Theanine olarak tanımlanan amino asit vücutta serotonin ve dopamin hormonlarının üretimini arttırır.

Theanine, sakinleştirici etkiye sahiptir. Günde 200 mg theanine tüketmenin insanlarda gerilimi azalttığı ve kendi kendine gevşemede de etkili olduğu bulunmuştur.

Beslenme ve anksiyete belirtileri üzerinde yapılan çalışmalar, oldukça ümit verici sonuçlar vererek devam etmektedir.

Açık Esmer Şeker İle Koyu Esmer Şeker Arasındaki Fark

 

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, beyaz şeker ve kahverengi şeker aynı şekilde rafine edilir. Yani birisi diğerinden daha yararlıdır ya da daha az zararlıdır diye bir şey düşünülmemelidir. Her ikisi de aynı şekilde işlenir, en son aşamada kahverengi şeker, pekmez ile kaplanır.

Esmer şeker açık renkte ya da biraz daha koyu renkte olabilir. Mutfakta ya da genel günlük kullanımda hangisini kullanacağınıza karar veremiyorsanız bu yazıda size ikisi arasındaki küçük farktan bahsedeceğim.

Kekinizi pişirme sırasında, tarifiniz için hangi şekeri seçeceğiniz konusunda bir kararsızlık yaşadınız mı?

Fark Ne?

Eğer yapacağınız ürünün  tarifinde sade toz şeker kullanımının tercih edilmediği belirtiliyorsa, esmer şeker kullanılır. Sözgelimi kahveli kek yapıyorsanız ya da biraz daha karamelli baskın tatlar istiyorsanız esmer şeker tercih edebilirsiniz. Kahverengi şekeri diğer şekerden ayıran madde pekmezdir. Beyaz şeker rafine edildikten sonra şekere pekmez eklenir ve rengi esmerleşir.  Esmer şeker ne kadar çok pekmez içerirse, rengi de o kadar koyu olur.

Açık kahverengi şeker % 3.5 melas içerir. Koyu kahverengi şeker için ise bu miktar yaklaşık 2 katına çıkar. (% 6.5) Buna paralel olarak koyu kahverengi şekerin kalori miktarı da açık kahverengi şekerden daha yüksektir.

Koyu kahverengi şekerin tadı şekerleme ya da karamele daha yakındır. Beyaz şekerden daha derin ve karmaşık bir tada sahiptir.

Hangi Şekeri Kullanalım

Tarifinizde açık ya da koyu esmer şeker ayrımı yapılmıyorsa, muhtemelen açık kahverengi şeker kast edilir. Fakat zencefilli  kurabiye yapacaksanız, koyu kahverengi şekerdeki pekmez tadı, tarçın, zencefil ve karanfille çok daha iyi uyum sağlar.

Açık Veya Koyu Kahve Şeker Nasıl Birbirinin Yerine Kullanılabilir

Bunları birbirinin yerine kullanabilirsiniz. Herhangi bir malzeme ekleyerek veya çıkartarak bir tür şekeri ile diğeri ile telafi etmeniz gerekmez. Bu nedenle mutfağınızda ne olduğuna bağlı olarak, her iki esmer şeker arasında güvenli bir geçiş yapabilirsiniz.

Güzel Ve Sağlıklı Olmanın Anahtarı Her Gün Düzenli Zencefil Tüketin

Zencefil içinde bulunduğu her gıdaya bir özellik ekleyen baharatlardan biridir. Zencefil,  zencefilli kurabiyede olduğu gibi baskın bir lezzet veren ya da tavada, tencerede pişen yemeklerde damakta hoş bir aroma ve tat bırakan bir baharattır. Yapılan son bilimsel araştırmalar günlük olarak zencefil tüketmenin sağlığa pek çok faydası olduğu ortaya çıkarıyor. Yazımızı okuduktan sonra, zencefili lezzetini sevmeseniz de takviye olarak bile kullanmak isteyebilirsiniz.

Dikkat: Zencefil etkili bir baharattır. Alerji riskine karşı dikkatli olmalısınız.

Reflü Asidini Kontrol Edin

Mide ekşimesi olarak da bilinen reflü size çok fazla acı verebilir. Ve doğal yoldan reçetesiz olarak satılan bir baharat olan zencefil ile reflü belirtilerini kontrol altında tutabilirsiniz. Zencefilde bulunan aktif maddelerden bazıları, zencefilin antienflamatuvar ve bulantı önleyici özelliklerinden dolayı mide ekşimesi ilaçlarında kullanılır. Reflü şikayetiniz olduğunda biraz zencefil almak semptomları baskılamaya yardımcı olabilir. Düzenli tüketmek ise  reflü nüksünü önleyebilir.

Anti-inflamatuar Özellikleri Vardır

Zencefilin iltihap önleyici etkilerinin bir başka faydası da eklemlerinizle ilgili olabilir. Şişmiş eklemler hareket kabiliyetini sınırlar ve yoğun kronik bir ağrıya neden olur. Zencefildeki etken madde gingerol’dür. Araştırmacılar gingerolün iltihabı azalttığını düşünüyorlar. Gingerol özellikle zencefil kökünde bol miktarda bulunur.

Hatta yapılan bazı çalışmalar zencefilin eklem ağrısını azaltmada ibuprofen kadar etkili olduğunu belirtiyor. Araştırmacılar 2015 yılında osteoartrit hastalarının zencefil içeren bir krem ya da merhem uygulayarak topikal olarak da ( sadece yüzeye uygulanarak) ağrıyı hafifletebileceğini belirlediler.

Cildiniz Sağlıklı ve Güzel Olsun

Zencefil cildiniz için de harikalar yaratabilir. Ancak sonuçları görmek için mutlaka topikal olarak uygulamak zorunda değilsiniz. Zencefilin sindirim için çok iyi olması, cildinizin görünümü üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü sindirim sisteminde uzun süre kalan yiyecekler sedef hastalığı, egzama ve akne gibi problemlerle ortaya çıkan toksik yan ürünler oluşturabilir.

Zencefil vücudunuzda sindirimin kolaylaşmasına yardımcı olabilir. Terleme yolu ile cildinizden dışarı atılırsa, temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz. Zencefil küçük kesikler ve sıyrıklar için de bir antiseptik işlevi görebilir.

Kansere Karşı Savaşırken Direnciniz Artsın

Kanserler konusunda Michigan Üniversitesi Kanser Merkezindeki doktorlar kapsamlı araştırmalar yaptılar. Ve sonuçta zencefilin kanser hücreleri ile savaşta güçlü bir silah olduğu tespit edildi. Konu hakkında kesin bilgi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ancak zencefil tüketmek için kanser oluncaya kadar beklemeyin. Zencefilin kolon ve barsak iltihabını azalttığını ve böylece sindirim sistemi kanseri riskini azalttığı biliniyor.

Sindiriminizi Geliştirin

Zencefil, sindirimin iyileştirilmesine çeşitli şekillerde yardımcı olabilir. Mide bulantılarına iyi gelebilir. Bu nedenle pek çok hamile kadın sabah rahatsızlığıyla savaşmak için zencefili kullanır. Zencefil ayrıca özellikle IBS hastaları için ( hassas barsak sendromu) için de iyidir. Düzenli barsak çalışmasını destekler. Bütün bunların yanı sıra  zencefil barsaklarda gaz oluşumunun önüne geçebilir.

Sindirim sırasında vücudunuzun yiyeceklerdeki besin ögelerini tümüyle emmesine yardımcı olur. Sadece bu bile daha sağlıklı ve güzel olmanız için yeterli sebeptir.

Baş Ağrılarınızın Sıklığını Ve Şiddetini Azaltın

Baş ağrısı bütün gününüzü mahvedebilir. Bir migren ise gün içinde bütünüyle yetersiz kalmanıza neden olur. Kıvrandırıcı bir ağrının ötesinde migren, kusma, bulantı ve ışık hassasiyetine yol açabilir. Zencefilde bulunan 200’den fazla madde yoğun migren semptomlarını hafifletmeye yardımcı olan anti-enflamatuvar, bulantı ve antihistaminik etkileri sağlamak için birlikte reaksiyona girerler.

Kesin sonuçlar hakkında konuşmak için, daha fazla bilimsel çalışma gerekir. Yine de zencefil kullanan migren hastaları zencefilin reçete ile satılan ilaçlar kadar etkili olduğunu ve ilaçlarda rastlanan yan etkilere de sahip olmadığını belirtiyor.

Zayıflayın

Günlük diyetinize zencefil eklemek, kilo vermenizi kolaylaştırabilir. Kalori yakılmasını ve vücudun metabolizma hızını arttırır. Böylece yiyecekler öğünler arasında tamamen sindirilir. Aynı zamanda vücutta depolanan yağ miktarının yakımında, karbonhidratların iyice sindirilmesinde ve insilün salgılanmasının düzenlenmesinde de rol oynar.

Zencefil daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacağı için, atıştırma isteğinize karşı durabilirsiniz.

Kan şekerinizi Kontrol Altında Tutun

Son yıllarda diyabet gittikçe artış gösteriyor. Diyetlerimiz sırasında farkına bile varmadan çok fazla şeker tüketiyoruz. Şeker, paketli gıdaların çoğunda büyük miktarlarda gizlenmiş olarak bulunuyor. Bu da her gün diyetinize biraz zencefil eklemek için iyi bir sebeptir. Son zamanlarda Tip II diyabet hastaları üzerinde yapılan bir çalışma günde sadece 2 gr. toz zencefil tüketmenin, açlık kan şekeri seviyesini % 12 oranında azalttığını gösteriyor. Yine de eğer diyabet hastası iseniz doktorunuza danışmadan kullanmayın. Zencefil güçlü bir baharattır ve ani şeker düşüşü istenmez.

Kan şekerini stabil tutmanın bir diğer olumlu etkisi kalp hastalığı riskini azaltmaktır. Yani zencefil tüketmek, sadece şeker hastalarında değil tüm insanlarda kan şekerinin dengelenmesi konusunda etkilidir.

Enfeksiyonla Daha Etkili Mücadele Edin

Zencefil sadece günlük kullanım için mükemmel olmakla kalmaz, aynı zamanda bir hastalık yada enfeksiyon riski ile karşı karşıya olduğunuzda da size yardımcı olabilir. Gingerol enfeksiyon riskini azaltır ve bazı bakteri türlerinin üremesini engelleyebilir. Gingerolün dişeti iltihabı ve periodonti gibi iltihaplı diş eti hastalıklarına karşı özellikle etkili olduğu gözlenmiştir.

Solunum yolları hastalıkları ile mücadelede de çok etkili bir ajandır. Günlük düzenli zencefil tüketmeniz ofiste ya da sınıf gibi kapalı, kalabalık yerlerde dolaşan böcek vb. canlıların taşıdığı bakterilere karşı direncinizi arttırır.

Zencefil Hazırlanması

Zencefilin genel sağlığınız üzerinde etkisini öğrendiğinize göre en iyi nasıl yararlanabileceğinizi de merak edebilirsiniz. Zencefil gıdalara çok kolay uyum sağlayan bir baharattır.

  • Zencefili soyun,
  • Rendeleyin, dilimleyin ya da doğrayın ve
  • Tuzlu ya da tatlı her türlü yemek tarifinde kullanın.

Çiğ olarak tüketilebildiği gibi, sıcak suda çayı yapılarak içilebilir. Limon, nane, bal da ekleyebilirsiniz.

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: