Anka Kuşu

Küllerinden yeniden doğmak… İnsan en büyük acizliğini bir bedene, hem de ölümlü bir bedene bağlı kalmak olarak görür. Belki de haklıdır. Pek çok şeyin üstesinden gelse de, beden yıpranması ve ölümle baş edemez. Bu nedenle olsa gerek, Anka kuşunun küllerinden yeniden doğuş efsanesi yüzyıllardır kabul görür…

Aslında kim bilir ne kadar göz kamaştırıcı olurdu, sonsuza kadar bilgelik üzerine bilgelik ilave edebilmek… Çin’de 70 yaş ya da daha üzerinde birisi öldüğünde ‘’Bir kütüphane kaybettik’’ diye ağlarlarmış… Bu sözü yürekten destekliyorum.

 Bu bölümde size Anka Kuşu efsanesini anlatmak istiyorum:

Birinci Efsane

Anka kuşunun Kaf dağında yaşayan bilgelik sembolü olduğu düşünülür. Anka kuşu ölüm vaktinin geldiğini anladığında, kendisi için bir yuva yapar ve içinde uyur. Yuvayı kuru dallardan yaptığı için sabah güneşin ilk ışıkları ile birlikte dallar tutuşur ve Anka kuşu yanarak, ölür. Bütün yuva kül olup yandığında, küllerin arasında bir yumurta bulunur. Bu yumurtadan Anka kuşu tekrar doğar… Böylece sonsuza dek sürecek, ölümsüzlük döngüsü başlar.

İkinci Efsane

Bu efsanede ise, Anka kuşunun adı ‘’Simurg’’ olarak geçer.  Simurg o kadar bilge bir kuştur ki, bütün sorunları çözebilir. Bir gün kuşlar arasında bir türlü işin içinden çıkamadıkları bir problem ortaya çıkar… Düşünürler ‘’En iyisi bilge kuş Simurg’a soralım, cevabı bilse bilse o bilir’’ derler.

Efsaneye göre Simurg,  Kaf dağındaki bilgi ağacında yaşarmış… Fakat bu dağa ulaşmak için çok zorlu 7 büyük vadinin aşılması gerekirmiş. Hep birlikte kalabalık bir kuş sürüsü olarak yola çıkmışlar.

  1. Vadi

Uzunca bir süre uçtuktan sonra birinci vadiye gelmişler burası ‘’irade’’ vadisiymiş. Kuşlar irade vadisine girmeleri ile birlikte, kendi iradelerine hakim olamayıp, nefslerinin isteklerine yenilmişler ve çoğu bu vadiden çıkamamış. Ancak iradelerine hakim olabilenler sağlıklı bir şekilde buradan ayrılıp, 2. vadiye ulaşabilmiş.

2.Vadi

2. Vadi, ‘’aşk’’ vadisiymiş.  Bu vadide bedensel aşka düşen kuşların pek çoğu aşk sarhoşluğuyla kendilerinden geçmiş ve çeşitli tuzaklara düşmüşler. Sadece aşk vadisindeki tuzaklara kapılmayan kuşlar buradan sağ salim çıkıp, 3.cü vadiye doğru uçmuşlar.

3.Vadi

 3. Vadi ‘’cehalet’’ vadisiymiş. Bu vadiye giren kuşların pek çoğu elde etmeleri gereken bilginin önemini küçümsemeye başlamışlar. Bilgelik sırlarına eskisi kadar önem vermeyerek, düşünme eyleminden uzaklaşmışlar. Düşünme eyleminden uzaklaşan kuşlar, asıl amaçlarını unutarak, vadide kalmışlar. Cehaletle savaşabilen kuşlar, buradan hızla uzaklaşarak 4. Vadiye doğru yola koyulmuşlar.

4.Vadi

Burası  ‘’inançsızlık’’ vadisi olarak tanımlanıyormuş. Bu vadide kuşlar yorulup, ümitlerini kaybetmeye başlamışlar. Sebat etme güçleri zayıfladığı için, kendi kendilerine asla Simurg’a ulaşamayacaklarını söylemeye başlamışlar. Umutsuzluğa ve kötümserliğe kapılan kuşların pek çoğu bu vadiden çıkamamış. Çıkanların bazıları da amaçlarından vazgeçerek, geri dönmüşler. Ümidini yitirmeden bu vadiden kurtulabilen kuşlar 5. Vadiye doğru kanat çırpmışlar.

5.Vadi

Beşinci vadi ‘’yalnızlık’’ vadisiymiş. Yalnızlık vadisinde kuşlar kendilerini gruptan bağımsız ve bireysel hissetmeye başlamış. Grup uyumu ve birliğini kaybederek, kendi başlarına hareket etmeyi tercih etmişler. Yalnız kalmayı, birlik olmaya tercih eden kuşların çoğu, sürüden ayrılıkları için diğer hayvanlara yem olmuşlar. Bir kalabilmenin zorluğuna rağmen, bu konuda direnebilen kuşlar 5. vadiden de kurtularak 6. Vadiye uçmuşlar.

6. Vadi

6.Vadi ‘’dedikodu’’ vadisiymiş. 6. Vadiye kadar azmederek gelen kuşlar, bu bölgeye girer girmez pek çok söylenti duymaya başlamışlar. Söylentiler, Anka kuşunun tüylerinin tümüyle yandığına ya da yeni tüylerini tekrar oluşturamadığına dair olumsuz, aslı olmayan bilgileri içeriyormuş. Zaten çok uzun ve yorucu bir yolculuktan çıkmış kuşlar, bu olumsuz konuşmaları da duyunca Anka kuşunun varlığından ya da ona ulaşabileceklerinden şüphe duymaya başlamışlar. Dedikodulardan etkilenen kuşların büyük bir kısmı bu vadiyi geçip Kaf dağına devam etmek yerine, amaçlarından vazgeçerek kendi yuvalarına geri dönmeyi tercih etmişler. Dedikodulara kulak asmayıp, gerçeği bulmaya kararlı kuşlar 7. Vadiye doğru yollarına devam etmişler.

7.Vadi

7. Vadi ‘’benlik’’ vadisi olarak adlandırılan en zorlu vadiymiş. Bu tuzağın farkında olmayan kuşlar, vadiye girer girmez, kendi benliklerine her şeyin üstünde önem vermeye başlamışlar. O kadar ki, her kuş, kendisinin diğerlerinden daha fazla ayrıcalığa hakkı olduğuna inanmaya başlamış. Benlik hırsına kapılan kuşlar birbirleri ile mücadeleye girmişler ve pek çok ölüm vakası yaşanmış.

7 Vadinin tamamını soğukkanlılık ve azimle, düşüncelerini saptırmadan geçebilmeyi başaran kuşlar bir de bakmışlar ki, çok kalabalık olarak yola çıktıkları halde arkadaşlarının çoğunun telef olmuş ve kala kala 30 kuş kalmışlar.

Bilgi ağacına vardıklarında  ‘’Zümrüdüanka’’nın aslında ‘’30’’ anlamına geldiğini öğrenmişler. Yani bu kadar zorluğa sebatla göğüs gerebilen her kuşun kendisi, Anka ya da Simurg olma mertebesine yükselmiş.

Görülür ki bilgelik, ancak kendi içindeki olumsuzluklarla savaşarak onları alt edenlerin ulaşılabileceği bir basamaktır. Eski bir atasözü ‘’En zor savaş insanın kendi içine verdiği savaştır. Bunu başaranın zaten üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun yoktur…’’ der.

Amansız iç savaşınızda başarılı olmanız dileğiyle…

Sevgiler

Ömer Hayyam ‘’Yazlar Kışlar Senin Emrine Mi Duracak Sanırsın’’https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

İlk kez Amiin Maalouf’un Semerkant kitabını okurken karşılaştım bu sözle… İleriye ertelenen bir mutluluk için söylenmişti. ‘’Ne yapılması gerekiyorsa şimdi yapılmalı yoksa zaman akar gider ve sen istediğin koşulları bir daha yakalayamazsın ’’ anlamında kullanılmıştı.

Ömer Hayyam sevgilisine ‘’Daha sonra ilerleyen zamanda beraber oluruz.’’ dediğinde kadın,  Hayyam’a böyle söylüyordu… ‘’Yazlar kışlar senin emrine mi duracak sanırsın… Ne yapacaksak şimdi yapmalıyız…’’

Evet, Hayyam’ın sevgilisinin söylediği doğru… Yazlar kışlar bizim emrimize durmaz, ne yapacaksak şimdi başlamalı, şimdi yapmalıyız. Bir başka şimdi gelmez…   Yaşamda gelişen bütün olaylar, insanlar ve sözcükler tamamen bir kereye mahsus kullanılabilir şekilde konfirme edilebilirler. İkincisi yeni bir olay, yeni bir düşüncedir. Yeni düşünceler, yeni olaylara yol açar ve bu böylece akıp gider.

Bu konu ile ilgili, her hatırladığımda bende hüzün bırakan bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir akşam hızlı hızlı işyerimden eve geliyordum. Karşı apartmanda çok sevdiğim, çok değerli bir ressam  Münip amca yaşıyordu. Tanırsınız belki, çok güzel resimleri vardı. Bireysel sergiler açardı… ‘’Münip Özben’’… Zaman içinde eşini kanser nedeniyle kaybettiği için yalnız yaşamak zorunda kalan çok sevgili  komşum son derece şık görünümlü çay sofraları hazırlardı. Tam ben apartmana girerken seslendi:  

‘’Esen’’ ‘’Gel 5 dakika balkonda çay içelim.’’ Balkonda yine kraliyet sarayına yakışır incelikte bir çay masası hazırlamıştı…

Düşündüm. Yukarıda yemek yapılacak, annem bekliyor, çocuklar küçük… Plansız 5 dakikam var mı? Hayır yok… ‘’Münip amca yarın uğrayayım’’ dedim… ‘’Şimdi eve yetişmem lazım…’’ Her zaman bir sebeple, bir yerlere yetişmem lazımdı… O kadar bir şeylere yetişmem lazımdı ki hayat hep erteleniyor, hep sonraya kalıyordu… 

Adamcağız baktı ve başını salladı. Yaşı ileri bir insanın bilgiçliğiyle ve içtenlikle ‘’İnşallah’’ dedi… Yüz ifadesinde tam inanmayan ama inanmak isteyen bir anlam vardı. O benden büyüktü, biliyordu… Ertelemek demek yapmamak/yapamamak demekti… Çok gençtim, çok zamanım var kiminle ne zaman istersem oturup, uzun ve keyifli sohbetler edebilirim sanıyordum… Ne yanılgı… O gün oturup konuşmalıydık… Ertelemek yaşamımıza bir şey kazandırmaz, sadece bir keşke daha ekler…

Yaşlı komşum Münip amca ertesi gün öğle saatlerinde televizyon seyrederken, mutfağa doğru gitmek için ayağa kalktığında menier nedeniyle ortaya çıkan ciddi bir baş dönmesi ile yere düştü… Düşüş o düşüş… Düşme sonrası acil hastane yatışı, uzun süreli tedaviler, inme, yatağa bağlı kalma, uzunca bir bakım süresi sonunda ölüm…  

İşte o akşam, beni çağırdığı akşam, onunla balkonda çay içebileceğim en son akşammış… Bilemedim… Bilemezdim…

Ama artık biliyorum ya da bildiğimi sanıyorum yarın yok, ertelemek yok… Ertelemenin 7 büyük günah arasında olmamasına hep şaşırmışımdır… Şehvet, tembellik, kibir, oburluk, açgözlülük, öfke, kıskançlık…

Ertelemek de insana tıpkı bu 7 kötü kardeş kadar zarar verir, bir farkla ki o diğerlerinden daha sinsidir. Diğerleri gibi anında kavurmaz insanı, en sonunda kurutup bomboş bırakır…

Ertelemek tembelliğe girer, belki ama hayır… Ertelemek tembellikten daha kötü, sinsi bir kandırmaca, bir tuzak… Yaparım zanneder insan ama zamanı var mıdır? Zamanı olsa, koşulları uygun olacak mıdır? Hayır, koşullar hiçbir zaman uygun olmayacaktır. Şimdi vardır ve onu değerlendirebilirsek, değerlendiririz yoksa geçip, gider…

Yazlar kışlar emrimize duracak zannetsek de yaşam beklemez… Anın tadını çıkarmanız dileğiyle…

Cennet Bahçesinde Cinayet

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Cinayete ait kanıtları toplamak oldukça zor olmuştu. İlk önce, olay yerindeki kanıtları topladı. Sonra konu ile ilgili insanların ifadelerini aldı. Tek tek alınan ifadeleri okudu, ifadelerde anlatılanların doğru olup olmadığını gösteren kanıtları araştırdı.

Gelgelelim cinayet sabaha karşı işlenmişti. Görgü tanığı yoktu. Üstelik maktülü öldürmek için kimsenin doğru dürüst bir sebebi de yoktu. Yani bu cinayetten kimsenin herhangi bir karı görülmüyordu. İfadeleri tekrar tekrar okudu, ama hiçbir şey çıkmıyordu.

Yerinden kalkıp dışarı çıktı. Cinayetin işlendiği arka bahçeye doğru yürümeye başladı. Olay yerine tekrar bakmak istiyordu. Birden duraladı, sanki arka bahçede birisi daha vardı. Kendini hafifçe ağacın arkasına doğru sakladı ve bahçeyi gözlemeye başladı.

Arka bahçede gerçekten birisi vardı. Evin bahçıvanı ezilmiş çiçekleri yolup, yenilerini dikmeye çalışıyordu.

Komiser kendi kendine gülümsedi. ‘’Tıpkı romanlardaki gibi katilin cinayet yerine geleceğini düşünerek heyecanlandım. O zaman ne kolay olurdu, keşke her şey polisiye romanlardaki gibi olsaydı’’ diye iç geçirdi. Yavaş adımlarla bahçıvanın yanına gitti.

‘’Merhaba’’

‘’Merhaba, aaa siz misiniz, sizi gitti zannetmiştik…’’

‘’Gitmiştim… Ama tekrar bir göz atmak istedim.’’

‘’Tabii… Tabii…’’

‘Uzun zamandır mı Remzi Bey’le çalışıyordunuz? Aranız nasıldı?’’ ’’Patronunuzdu sanırım’’

‘’Evet, kendisini çok severdim. Aramızda hiçbir problem yoktu. Zaten ben işim gereği onunla çok da sık karşılaşmazdım. O bahçede olmadığı işinde olduğu saatlerde, bahçe için gereken işleri yapardım. O da eşi ile birlikte keyfini çıkarırdı. Ama Remzi Beyin benim yaptığım işten memnun olduğunu düşünüyorum. Bu konuda pek bir şey söylemezdi… Sizin de bildiğiniz gibi eğer halen işinizde çalışıyorsanız patron sizden memnun demektir. Hiçbir işte ekstra iltifat almak kolay değildir.  İşler iyi gidiyorsa, bu zaten göreviniz olarak düşünülür.’’ ‘’Bu nedenle şikayet olmadığı zaman demek ki memnunlar diye düşünürüm çoğu kez’’

‘’Doğru ‘’ diye onayladı komiser. ‘’Yerde ezilen çiçekleri yolarken, dikkatinizi çeken bir şey oldu mu?’’ ‘’Mmm… Hayır, normal zamandan farklı bir şey görünmüyor. Sadece beyefendi bahçeye düşerken, pek çok çiçek ezilmiş. Bunun dışında hiçbir şey yok .’’

Komiserin canı sıkıldı, yaptığı her hamleden eli boş vaziyette çıkmaktan yorulmuştu…

Remzi Bey

Komiserin okuduğu raporlardan edindiği bilgiye göre, öldürülen kişi uzun yıllardır bir ayakkabı fabrikasını işletiyordu. Fabrikada çalışan onlarca işçi vardı. Hiç birisi de patronlarından şikayetçi değildi. Remzi bey iyi bir patrondu. Çalışanlarından mesai saatlerini uzatmalarını istemez, herkese çalıştığı paranın karşılığını verirdi. Üstelik güler yüzlü ve hatırnaz bir adamdı. Hal böyle olunca çalışanları da onu yakın hissediyorlardı. Zaten  babacan tavırlı bir adamdı.

Murat

Kapalı oyun salonunda sigara dumanı ile karışan hava, inanılmaz derecede boğucu ve sıcaktı. Önünde açılan kağıtlara baktı Murat. En son şansını bağladığı oyunu da kaybetmişti. Bu adamlara çok fazla borcu birikmişti. Kalkmaya davrandı.

‘Dur bakalım nereye??’’

‘’ Abi tamam borcum borç, bana biraz zaman ver… Getiricem parayı’’

‘’Akşama getirmiş ol!’’

‘’ Akşama nasıl getireyim abi haftaya toparlarım’’

’’Ohoooo seni mi bekliycez? En geç akşama parayı getirmiş ol, hadi git şimdi’’

O panik içinde akşamı etti. Bulamamıştı parayı, bütün gece sokaklarda gezdi, durdu. En son çare, sabaha karşı Remzi beyin yanına gelip avans istemişti. Remzi bey parayı vermeye pek niyetli değildi. ‘’Yarın sabah konuşuruz’’ diye savuşturmaya çalıştı. Ama Murat fena sıkışmıştı. ’’Abi kumar borcu’’ diyordu. ‘’Veremezsem beni iş yapamaz hale getirinceye kadar döverler. Belki de öldürürler abi n’olur…’’

‘’Ya tamam, haftaya konuşalım. Alacağım var, onu alınca veririm sana da…’’

‘’Olmaz abi bana hemen para lazım.’’

’’ E canım yanımda hemen para yok ki…’’ Murat birden  kendini kaybetti ve bütün gücüyle hırsla, patronu ileriye doğru iteledi. Remzi bey yere düştü. Düşerken başını çarpıp bayılmıştı…  

Patron yere düşünce Murat kendine gelir gibi oldu. Patronu iteleyip düşürdüğü için, kendisine para vermek bir yana, üzerine bir de polise şikayet edeceğini düşündü. Koşarak kaçmaya başladı. Zaten sinirleri bozuktu, doğru düzgün düşünmesi mümkün değildi. Koşarak uzaklaşmaya çalışırken, hızla arkasından gelen bir adam susturucu takılmış tabanca ile ateş etti. Murat yere düşerken gözleri karardı.

Komiser

Birkaç saat önce, komisere maktülün evinin bir sokak arkasında, ağır yaralı bir adam bulunduğunu rapor etmişlerdi. Yaralı derhal hastaneye yoğun bakıma kaldırılmıştı. Gelen raporda, yaralanan adamın aynı sabah öldürülen Remzi beyin fabrikasında bir çalışan olduğu da belirtiliyordu.

Murat

Murat birkaç gün sonra kendine geldi. Yarası ağırdı ama ölümcül tehlikeyi atlatmıştı. Gözünü açmasıyla ‘’Allahım, onlar yaptı nasıl para bulurum, keşke ölseydim’’ diye söylenmesi bir oldu. Odada bulunan polis memuru bu sözleri duymuştu.

Sakin bir tavırla, hastayı yormadan hafif bir sesle olay hakkında öğrenilmesi gereken bütün bilgiyi aldı. Murat’a patronun öldüğünü söylediğinde, Dünya bir kez daha başına yıkıldı. Ölüme kendisinin sebep olduğunu düşünüyordu.  Kaçmalıydı… Ama nasıl? Çok bitkindi. Kıpırdayamaz haldeydi. Birazcık eğleneyim derken neler gelmişti başına…

Komiser

Komiserin masasına maktülün otopsi raporunu bırakmışlardı. Raporda cinayet silahının, maktülün üzerinde bulunan büyük bıçak olmadığı daha küçük boyutta, sivri ve keskin bir alet olduğu yazılıydı.  

Cinayet aleti ortaya çıkınca, katilin kim olduğu belli olmuştu. Cinayet sebebini ise, katil karakolda verdiği ifadede anlatmıştı. Genç kızın Remzi beye ilgisini diğer çalışanlar da fark etmişlerdi. Ama evin hanımından çekindikleri için bu konu hakkında kimse konuşmamıştı.

Bahçıvan

Murat kaçtıktan kısa bir süre sonra, sabahın erken saatlerinde çiçeklere bakım yapmaya gelen bahçıvan, patronu baygın vaziyette buldu. Son zamanlarda canını sıkan önemli bir olay vardı.  18 Yaşındaki kızı söylemeye dili varmıyordu ama… Sanki… Beyefendiye aşık olmuştu.  İşin kötüsü beyefendi de bu ilgiyi babacan bir tavırla uzaklaştırmak yerine körükleyip, destekliyor gibiydi. Bir kaç kez ikisine de bakışlarıyla gücendiğini, durumdan hoşlanmadığını belli etmeye çalışmıştı. Ama kimsenin işine gelmediği için anlamazdan gelmişlerdi.

Şimdi evin sahibini orada öylece baygın yatarken bulunca, bunun bir fırsat olduğunu düşündü. Hızla elindeki gül budama bıçaklarından birisi ile ölümcül darbeyi indirdi. Daha sonra dikkatli bir şekilde gül budama bıçağını aldı ve onun yerine mutfaktan alıp, geldiği büyük bıçağı yerleştirdi.

İçin için inanılmaz mutluydu. Kurtarmıştı kızını… Kızına hiç kıyamazdı, çocuk çok gençti. Hissettiklerini gerçek aşk zannedip yanlış bir şeyler yapabilir başı derde sokabilirdi. Üstelik bu hikaye bittiğinde yani işin sonunda en çok yara alan, üzülen kişi kızı olacaktı. Belki de… Allah korusun…  

Oradan uzaklaşırken huzur doluydu. Kızını bu berbat şekilde sonuçlanabilecek maceradan kurtarmıştı. Ne kadar şanslıydı. Kimdi acaba patronu darp eden? Büyük ihtimal cinayeti o adamdan bileceklerdi. Allahım nasıl da şans yüzüne gülmüştü. Günlerdir kızı için endişelenmekten gözüne uyku girmemişti.

………………….

Polisler bahçıvanı götürürken adam son bir kez kızına sarıldı. ‘’Sana ne anlatırlarsa anlatsınlar, inanma’’ dedi…’’Benim Remzi beye eski bir kinim vardı… O yüzden öldürdüm. Ben mutluyum, sen de üzme kendini benim için…’’

Baba yüreği, son anda bile kızının suçluluk duygusuyla mutsuz olmasını istememişti.

Hayati Bir Mikroelement Olan Çinkonun Önemi ve Bulunduğu Gıdalar

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Çinko sağlıklı için çok gerekli bir mineraldir. Çinko vücutta besinlerin metabolize olmasını sağlar, bağışıklık sistemini korur, vücut dokularını onarır, vücutta bulunan 300’den fazla enzimin çalışması için gereklidir. Aynı zamanda yeni doğmuş bebeklerin ergenlik dönemine kadar sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için de gereklidir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı %25C3%25A7inko%2Bi%25C3%25A7eren%2Bbesinler.Jpeg

1963 yılında insanlar için temel bir besin maddesi olduğu belirlenen çinko, günlük olarak tüketmemiz gereken bir antioksidan ve iz elementtir. Vücudumuz çinko üretemez ve depolayamaz. Bu nedenle çinkonun her gün oral olarak alınması gerekir.

Erkekler günlük 11 mg. kadınlar, ise 8 mg. çinko almalıdır. 2011 Yılı verilerine göre  günlük en az 7.9 mg çinko  alınması önerilir.

Çoğu kez insanlar, günlük diyetleri ile yeterli miktarda çinko tüketirler.

Yoğurt. Peynir. Süt. Enginar. Yumurta. Muz. Domates. Bezelye. Siyah çikolata.

Çinkonun Sağlığa Etkisi

Çinko,   T hücrelerini aktive eder, vücudun hastalıklara direnç göstermesine ve yaraların iyileşmesini kolaylaştırdığı için bağışıklık sistemi açısından çok önemli bir elementtir.

Çinko içeren pastiller veya şuruplar erişkinlerde soğuk algınlığı tedavisinde sıklıkla kullanılır.    Soğuk algınlığı belirtileri görülmeye başladıktan sonraki ilk 48 saat içinde çinko alınırsa,  semptomların şiddeti  % 40’ a kadar azalabilir.

Bununla birlikte üzerinde konu üzerinde çok çalışma yapılmış olmasına rağmen, soğuk algınlığı tedavisinde çinko takviyesinin etkisi henüz kesinleşmemiştir. Ayrıca çinko pastillerinin kötü ağız tadı ve kabızlık gibi olumsuz etkilere neden olduğu da bilinir. Uzun vadeli zararı konusunda net bir bulgu yoktur.

Bazı kaynaklarda erkeklerde düşük sperm kalitesi, çinko eksikliği ile bağdaştırılır. Küçük bir çalışmada çinko, folat, beta karoten, C vitamini ve E vitamini içeren bir diyet takviyesinin erkeklerde gelişmiş semen kalitesiyle ilişkili olduğu görüldü. Ancak çinkonun kesin olarak bu sonuçlardan sorumlu olup olmadığını söylemek için henüz erkendir.   

Araştırmalar çinkonun, antioksidanlar ve vitaminlerle birlikte kullanıldığında, hücresel retina hasarını önleyerek yaşa bağlı maküler dejenerasyonu önleyebileceğini veya yavaşlatabileceğini gösteriyor.

Yapılan araştırmalar daha çok çinkonun akne, DEHB, osteoporoz tedavisindeki rolü ve zatürreyi önlemedeki etkisi üzerine yoğunlaşıyor.

Çinko

Ø  Enzimatik reaksiyonlarda,

Ø  Bağışıklık fonksiyonunu düzenlemede,

Ø  Protein sentezinde,

     DNA sentezinde,

Ø  Yara iyileşmesi,

Ø  Büyüme ve gelişmede önemlidir.

Ø  Bazı yaşa bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltabilir.

Ø  Çinko oksidatif stresi hafifletir ve T hücrelerin etkisini arttırır. Oksidatif stres kalp hastalığı, kanser ve zihinsel performansta düşüş gibi çok çeşitli kronik hastalıklara katkıda bulunan bir faktördür.

Çinko Üzerine Yapılan Çeşitli Akademik Çalışmalardan Alınan Sonuçlar

Aşağıda bazı bilimsel çalışmalardan alınan sonuçları sizin için sıraladık.

Ø  Çalışmalardan birinde çinko takviyesi alan yaşlı yetişkinlerde zatüree riski azaldığı, zihinsel performansın ve grip aşısının etkisi arttığı gözlendi.

Ø  Bir başka çalışmada çinko takviyesi alan yetişkinlerde enfeksiyona yakalanma riskinin % 66 oranında azaldığı saptandı.

Ø   Akademik bir araştırma sonucunda E vitamini, C vitamini, Beta Karoten ve 80 mg. çinko alan yaşlılarda görme kaybının azaldığı rapor edildi.

Ø  Dermatoloji konusunda çinkonun etkisi üzerine yapılan araştırmalarda hem topikal, hem de oral çinko tedavisinin iltihaplanmayı azaltarak ve P. acnes bakterilerinin gelişimini önlediğini gösterdi. Ayrıca çinkonun, yağ bezlerinin aktivitesini de baskılayarak akne tedavisinde çok etkili olduğu bildirildi.

Aknesi olan insanların kanında çinko seviyesi düşük bulundu, bu nedenle çinko takviyesi semptomları azaltmaya yardımcı olabilir.

 

Eksiklik Belirtileri

Çinko, vücutta özellikle hücre üretimi ve bağışıklık fonksiyonlarını düzenlemede etkilidir. Çinko hakkında öğrenilecek pek çok şey vardır. Ancak çinko büyümenin, üremenin ve cinsel gelişimin önemli bir parçasıdır. Çinko eksikliğinde vücut yeni hücreler üretemez, bu da aşağıdaki belirtilere yol açar:

Ø  Açıklanamayan kilo kaybı

Ø  İyileşmeyen yaralar

Ø  Dikkat eksikliği

Ø  Koku ve tat alma duyusunda azalma

Ø  İshal

Ø  İştah kaybı

Ø  Ciltte yara açılması

Ø  Bağışıklık sisteminin zayıflaması

Ø  Aşırı oksidasyon sonucu DNA hasarında artış

Çocuklarda çinko eksikliği

Ø  Büyüme geriliği,

Ø  Çeşitli enfeksiyonlar  

Ø  İshal  

Ø  Solunum yolu hastalıklarına yakalanma potansiyelinde artışa neden olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü çocukluk çağındaki ishal nedeniyle çocuk ölümlerin azalmasına yardımcı olmak için çinko alımını öneriyor.

Çinko İçeren Yiyecekler

Çeşitli yiyeceklerin tüketilmesi yoluyla vücuda çinko almak mümkündür. Çinko multi vitamin kapsüllerinde ve soğuk algınlığı ilaçlarında da bulunabilir. 

 Çinko bakımından zengin yiyecekleri sıralarsak;

Ø  Kabuklu deniz ürünleri: İstiridye, yengeç, midye, ıstakoz ve istiridye

Ø  Et: Sığır eti, domuz eti, kuzu eti

Ø  Kanatlı: Hindi, tavuk

Ø  Balık: Pisi balığı, sardalye, somon

Ø  Baklagiller: Nohut, mercimek, kuru fasulye, barbunya

Ø  Fındık ve Tohumlar: Kabak çekirdeği, kaju fıstığı, kenevir tohumu

Ø  Süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir

Ø  Yumurta

Ø  Kepekli tahıllar: Yulaf, kinoa, esmer pirinç

Ø  Sebzeler: Mantar, lahana, bezelye, kuşkonmaz, pancar

Özellikle et ve kabuklu deniz ürünler gibi gıdalar vücudumuzun kolayca emebileceği biçimde, yüksek miktarda çinko içerir.

Baklagiller ve tam tahıllar gibi bazı bitkisel gıdalarda  fitat gibi bileşiklerin fazla olması nedeniyle çinko emilimi azalabilir. Çünkü fitatlar çinko absorbsiyonunu inhibe eder. Sözgelimi çok katı vejeteryan diyeti uygulayan  insanlarda, fazla fitat alımı çinko emilimini % 50 oranında düşürebilir.  

Aşırı demir alımı ya da gastrointestinal problemler vücutta çinko emilimini azaltabilir.

Yemeklerin dışında alınan çinko takviyeleri çinko asetat, çinko glukonat, çinko pikolinat ve çinko sülfat olarak vücuda alınır. Bunların arasında vücut tarafından hangi bileşenin daha fazla  emildiğini gösteren  yeterli çalışma yoktur.

Tüketime hazır kahvaltı gevrekleri, snack bar ve zenginleştirilmiş unlar gibi bazı gıdalar, çinko yönünden zenginleştirilmiş olarak satılır.

Bazı gıdalardaki çinko miktarına göz atacak olursak;

90 gram pişmiş istiridye                                28.3 mg

90 gram pişmiş yengeç                                  6.8 mg

90 gram pişmiş  yağsız sığır eti köftesi         5.3 mg

½ fincan kuru fasulye                                    2.9 mg

30 gram kavrulmuş kaju                                1.6 mg çinko içerir.

Çinko Toksisitesi

Çoğu insan, yiyeceklerin yanı sıra çinko takviyesi alsa da günlük çünkü alım dozunu aşmaz. Aşırı çinko alımı mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, mide krampları, baş ağrısı ve ishal gibi belirtilerle toksik etkilere neden olabilir.

Uzun süreli aşırı çinko kullanımı ( günde 40 gramdan fazla) kollarda ve bacaklarda zayıflık, uyuşukluk gibi belirtiler gösteren bakır eksikliğine yol açabilir. Fazla çinko alımı vücudun demir ve bakır emilimini azaltır. 

Nazal spreylerin ve çinko içeren jellerin sürekli kullanımı koku alma duygusunun kaybına neden olabilir.

Risk Grupları

Küçük çocuklar,  yaşlılar, hamile ya da emziren kadınlar risk grubundadır.

Hamileler ve küçük çocuklar çinko eksikliği gösterebilecek en yüksek risk grubudur. Dünya nüfusunun yaklaşık % 17’sinde, hamile kadınlarınsa % 82’sinde çinko eksikliği vardır.

Diğer risk grupları ise alkol bağımlıları, gastrointestinal bozuklukları olanlar ve kronik böbrek rahatsızlığı olan insanlardır.

Diyabet hastaları aşırı idrara çıktıkları için,  potansiyel olarak çinko kaybederler. Bu nedenle    şeker hastalarında yaygın oranda çinko eksikliği görülür.

Gıda dışında alınan çinko takviyeleri  ilaçlarla etkileşime girme eğilimindedir. Bu tip durumlarda da hem çinkonun, hem de ilaçların emilimi azalabilir.

Çinko takviyesi almadan önce özellikle de tetrasiklin antibiyotikleri penisilin ya da tiyazid içeren diüretikler kullanılıyorsa bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.

Sonuç

Çinko enfeksiyonlarla savaşmaya, vücudu onarmaya ve sağlıklı yeni hücreler üretmeye yardımcı olan ancak muhtemelen soğuk algınlığını önleyemeyen güçlü bir antioksidandır.

 Sağlıklı dengeli bir beslenme planı vücuda yeterli miktarda çinko alımı sağlayabilir.

Vejeteryanlar diyet kaynaklarına dikkat etmelidirler. Çünkü bazı gıda hazırlama teknikleri ve gıda eşleştirmeleri çinko yararlılığını veya emilimini etkileyebilir.

Sınırlı çinko alımı olan yaşlı yetişkinler bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için çinko içeren bir multivitamin veya mineral takviyesinden yararlanabilir. Ancak önce bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.

Kaynaklar

6 January 2018

Food and Nutrition Micronutrients 

Katleen Zelman

19 April 2018

Healthline Nutrition

Helen West

14 November 2018

Healthline Nutrition

Jillian Kubala

Ø  Protein sentezinde,

     DNA sentezinde,

Ø  Yara iyileşmesi,

Ø  Büyüme ve gelişmede önemlidir.

Ø  Bazı yaşa bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltabilir.

Ø  Çinko oksidatif stresi hafifletir ve T hücrelerin etkisini arttırır. Oksidatif stres kalp hastalığı, kanser ve zihinsel performansta düşüş gibi çok çeşitli kronik hastalıklara katkıda bulunan bir faktördür.

Çinko Üzerine Yapılan Çeşitli Akademik Çalışmalardan Alınan Sonuçlar

Aşağıda bazı bilimsel çalışmalardan alınan sonuçları sizin için sıraladık.

Ø  Çalışmalardan birinde çinko takviyesi alan yaşlı yetişkinlerde zatüree riski azaldığı, zihinsel performansın ve grip aşısının etkisi arttığı gözlendi.

Ø  Bir başka çalışmada çinko takviyesi alan yetişkinlerde enfeksiyona yakalanma riskinin % 66 oranında azaldığı saptandı.

Ø   Akademik bir araştırma sonucunda E vitamini, C vitamini, Beta Karoten ve 80 mg. çinko alan yaşlılarda görme kaybının azaldığı rapor edildi.

Ø  Dermatoloji konusunda çinkonun etkisi üzerine yapılan araştırmalarda hem topikal, hem de oral çinko tedavisinin iltihaplanmayı azaltarak ve P. acnes bakterilerinin gelişimini önlediğini gösterdi. Ayrıca çinkonun, yağ bezlerinin aktivitesini de baskılayarak akne tedavisinde çok etkili olduğu bildirildi.

Aknesi olan insanların kanında çinko seviyesi düşük bulundu, bu nedenle çinko takviyesi semptomları azaltmaya yardımcı olabilir.

 

Eksiklik Belirtileri

Çinko, vücutta özellikle hücre üretimi ve bağışıklık fonksiyonlarını düzenlemede etkilidir. Çinko hakkında öğrenilecek pek çok şey vardır. Ancak çinko büyümenin, üremenin ve cinsel gelişimin önemli bir parçasıdır. Çinko eksikliğinde vücut yeni hücreler üretemez, bu da aşağıdaki belirtilere yol açar:

Ø  Açıklanamayan kilo kaybı

Ø  İyileşmeyen yaralar

Ø  Dikkat eksikliği

Ø  Koku ve tat alma duyusunda azalma

Ø  İshal

Ø  İştah kaybı

Ø  Ciltte yara açılması

Ø  Bağışıklık sisteminin zayıflaması

Ø  Aşırı oksidasyon sonucu DNA hasarında artış

Çocuklarda çinko eksikliği

Ø  Büyüme geriliği,

Ø  Çeşitli enfeksiyonlar  

Ø  İshal  

Ø  Solunum yolu hastalıklarına yakalanma potansiyelinde artışa neden olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü çocukluk çağındaki ishal nedeniyle çocuk ölümlerin azalmasına yardımcı olmak için çinko alımını öneriyor.

Çinko İçeren Yiyecekler

Çeşitli yiyeceklerin tüketilmesi yoluyla vücuda çinko almak mümkündür. Çinko multi vitamin kapsüllerinde ve soğuk algınlığı ilaçlarında da bulunabilir. 

 Çinko bakımından zengin yiyecekleri sıralarsak;

Ø  Kabuklu deniz ürünleri: İstiridye, yengeç, midye, ıstakoz ve istiridye

Ø  Et: Sığır eti, domuz eti, kuzu eti

Ø  Kanatlı: Hindi, tavuk

Ø  Balık: Pisi balığı, sardalye, somon

Ø  Baklagiller: Nohut, mercimek, kuru fasulye, barbunya

Ø  Fındık ve Tohumlar: Kabak çekirdeği, kaju fıstığı, kenevir tohumu

Ø  Süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir

Ø  Yumurta

Ø  Kepekli tahıllar: Yulaf, kinoa, esmer pirinç

Ø  Sebzeler: Mantar, lahana, bezelye, kuşkonmaz, pancar

Özellikle et ve kabuklu deniz ürünler gibi gıdalar vücudumuzun kolayca emebileceği biçimde, yüksek miktarda çinko içerir.

Baklagiller ve tam tahıllar gibi bazı bitkisel gıdalarda  fitat gibi bileşiklerin fazla olması nedeniyle çinko emilimi azalabilir. Çünkü fitatlar çinko absorbsiyonunu inhibe eder. Sözgelimi çok katı vejeteryan diyeti uygulayan  insanlarda, fazla fitat alımı çinko emilimini % 50 oranında düşürebilir.  

Aşırı demir alımı ya da gastrointestinal problemler vücutta çinko emilimini azaltabilir.

Yemeklerin dışında alınan çinko takviyeleri çinko asetat, çinko glukonat, çinko pikolinat ve çinko sülfat olarak vücuda alınır. Bunların arasında vücut tarafından hangi bileşenin daha fazla  emildiğini gösteren  yeterli çalışma yoktur.

Tüketime hazır kahvaltı gevrekleri, snack bar ve zenginleştirilmiş unlar gibi bazı gıdalar, çinko yönünden zenginleştirilmiş olarak satılır.

Bazı gıdalardaki çinko miktarına göz atacak olursak;

90 gram pişmiş istiridye                                28.3 mg

90 gram pişmiş yengeç                                  6.8 mg

90 gram pişmiş  yağsız sığır eti köftesi         5.3 mg

½ fincan kuru fasulye                                    2.9 mg

30 gram kavrulmuş kaju                                1.6 mg çinko içerir.

Çinko Toksisitesi

Çoğu insan, yiyeceklerin yanı sıra çinko takviyesi alsa da günlük çünkü alım dozunu aşmaz. Aşırı çinko alımı mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, mide krampları, baş ağrısı ve ishal gibi belirtilerle toksik etkilere neden olabilir.

Uzun süreli aşırı çinko kullanımı ( günde 40 gramdan fazla) kollarda ve bacaklarda zayıflık, uyuşukluk gibi belirtiler gösteren bakır eksikliğine yol açabilir. Fazla çinko alımı vücudun demir ve bakır emilimini azaltır. 

Nazal spreylerin ve çinko içeren jellerin sürekli kullanımı koku alma duygusunun kaybına neden olabilir.

Risk Grupları

Küçük çocuklar,  yaşlılar, hamile ya da emziren kadınlar risk grubundadır.

Hamileler ve küçük çocuklar çinko eksikliği gösterebilecek en yüksek risk grubudur. Dünya nüfusunun yaklaşık % 17’sinde, hamile kadınlarınsa % 82’sinde çinko eksikliği vardır.

Diğer risk grupları ise alkol bağımlıları, gastrointestinal bozuklukları olanlar ve kronik böbrek rahatsızlığı olan insanlardır.

Diyabet hastaları aşırı idrara çıktıkları için,  potansiyel olarak çinko kaybederler. Bu nedenle    şeker hastalarında yaygın oranda çinko eksikliği görülür.

Gıda dışında alınan çinko takviyeleri  ilaçlarla etkileşime girme eğilimindedir. Bu tip durumlarda da hem çinkonun, hem de ilaçların emilimi azalabilir.

Çinko takviyesi almadan önce özellikle de tetrasiklin antibiyotikleri penisilin ya da tiyazid içeren diüretikler kullanılıyorsa bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.

Sonuç

Çinko enfeksiyonlarla savaşmaya, vücudu onarmaya ve sağlıklı yeni hücreler üretmeye yardımcı olan ancak muhtemelen soğuk algınlığını önleyemeyen güçlü bir antioksidandır.

 Sağlıklı dengeli bir beslenme planı vücuda yeterli miktarda çinko alımı sağlayabilir.

Vejeteryanlar diyet kaynaklarına dikkat etmelidirler. Çünkü bazı gıda hazırlama teknikleri ve gıda eşleştirmeleri çinko yararlılığını veya emilimini etkileyebilir.

Sınırlı çinko alımı olan yaşlı yetişkinler bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için çinko içeren bir multivitamin veya mineral takviyesinden yararlanabilir. Ancak önce bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.

Kaynaklar

6 January 2018

Food and Nutrition Micronutrients 

Katleen Zelman

19 April 2018

Healthline Nutrition

Helen West

14 November 2018

Healthline Nutrition

Jillian Kubala

1963 yılında insanlar için temel bir besin maddesi olduğu belirlenen çinko, günlük olarak tüketmemiz gereken bir antioksidan ve iz elementtir. Vücudumuz çinko üretemez ve depolayamaz. Bu nedenle çinkonun her gün oral olarak alınması gerekir.

Erkekler günlük 11 mg. kadınlar, ise 8 mg. çinko almalıdır. 2011 Yılı verilerine göre  günlük en az 7.9 mg çinko  alınması önerilir.

Çoğu kez insanlar, günlük diyetleri ile yeterli miktarda çinko tüketirler.

Çinkonun Sağlığa Etkisi

Çinko,   T hücrelerini aktive eder, vücudun hastalıklara direnç göstermesine ve yaraların iyileşmesini kolaylaştırdığı için bağışıklık sistemi açısından çok önemli bir elementtir.

Çinko içeren pastiller veya şuruplar erişkinlerde soğuk algınlığı tedavisinde sıklıkla kullanılır.    Soğuk algınlığı belirtileri görülmeye başladıktan sonraki ilk 48 saat içinde çinko alınırsa,  semptomların şiddeti  % 40’ a kadar azalabilir.

Bununla birlikte üzerinde konu üzerinde çok çalışma yapılmış olmasına rağmen, soğuk algınlığı tedavisinde çinko takviyesinin etkisi henüz kesinleşmemiştir. Ayrıca çinko pastillerinin kötü ağız tadı ve kabızlık gibi olumsuz etkilere neden olduğu da bilinir. Uzun vadeli zararı konusunda net bir bulgu yoktur.

Bazı kaynaklarda erkeklerde düşük sperm kalitesi, çinko eksikliği ile bağdaştırılır. Küçük bir çalışmada çinko, folat, beta karoten, C vitamini ve E vitamini içeren bir diyet takviyesinin erkeklerde gelişmiş semen kalitesiyle ilişkili olduğu görüldü. Ancak çinkonun kesin olarak bu sonuçlardan sorumlu olup olmadığını söylemek için henüz erkendir.   

Araştırmalar çinkonun, antioksidanlar ve vitaminlerle birlikte kullanıldığında, hücresel retina hasarını önleyerek yaşa bağlı maküler dejenerasyonu önleyebileceğini veya yavaşlatabileceğini gösteriyor.

Yapılan araştırmalar daha çok çinkonun akne, DEHB, osteoporoz tedavisindeki rolü ve zatürreyi önlemedeki etkisi üzerine yoğunlaşıyor.

Çinko

Ø  Enzimatik reaksiyonlarda,

Ø  Bağışıklık fonksiyonunu düzenlemede,

Ø  Protein sentezinde,

     DNA sentezinde,

Ø  Yara iyileşmesi,

Ø  Büyüme ve gelişmede önemlidir.

Ø  Bazı yaşa bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltabilir.

Ø  Çinko oksidatif stresi hafifletir ve T hücrelerin etkisini arttırır. Oksidatif stres kalp hastalığı, kanser ve zihinsel performansta düşüş gibi çok çeşitli kronik hastalıklara katkıda bulunan bir faktördür.

Çinko Üzerine Yapılan Çeşitli Akademik Çalışmalardan Alınan Sonuçlar

Aşağıda bazı bilimsel çalışmalardan alınan sonuçları sizin için sıraladık.

Ø  Çalışmalardan birinde çinko takviyesi alan yaşlı yetişkinlerde zatüree riski azaldığı, zihinsel performansın ve grip aşısının etkisi arttığı gözlendi.

Ø  Bir başka çalışmada çinko takviyesi alan yetişkinlerde enfeksiyona yakalanma riskinin % 66 oranında azaldığı saptandı.

Ø   Akademik bir araştırma sonucunda E vitamini, C vitamini, Beta Karoten ve 80 mg. çinko alan yaşlılarda görme kaybının azaldığı rapor edildi.

Ø  Dermatoloji konusunda çinkonun etkisi üzerine yapılan araştırmalarda hem topikal, hem de oral çinko tedavisinin iltihaplanmayı azaltarak ve P. acnes bakterilerinin gelişimini önlediğini gösterdi. Ayrıca çinkonun, yağ bezlerinin aktivitesini de baskılayarak akne tedavisinde çok etkili olduğu bildirildi.

Aknesi olan insanların kanında çinko seviyesi düşük bulundu, bu nedenle çinko takviyesi semptomları azaltmaya yardımcı olabilir.

 

Eksiklik Belirtileri

Çinko, vücutta özellikle hücre üretimi ve bağışıklık fonksiyonlarını düzenlemede etkilidir. Çinko hakkında öğrenilecek pek çok şey vardır. Ancak çinko büyümenin, üremenin ve cinsel gelişimin önemli bir parçasıdır. Çinko eksikliğinde vücut yeni hücreler üretemez, bu da aşağıdaki belirtilere yol açar:

Ø  Açıklanamayan kilo kaybı

Ø  İyileşmeyen yaralar

Ø  Dikkat eksikliği

Ø  Koku ve tat alma duyusunda azalma

Ø  İshal

Ø  İştah kaybı

Ø  Ciltte yara açılması

Ø  Bağışıklık sisteminin zayıflaması

Ø  Aşırı oksidasyon sonucu DNA hasarında artış

Çocuklarda çinko eksikliği

Ø  Büyüme geriliği,

Ø  Çeşitli enfeksiyonlar  

Ø  İshal  

Ø  Solunum yolu hastalıklarına yakalanma potansiyelinde artışa neden olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü çocukluk çağındaki ishal nedeniyle çocuk ölümlerin azalmasına yardımcı olmak için çinko alımını öneriyor.

Çinko İçeren Yiyecekler

Çeşitli yiyeceklerin tüketilmesi yoluyla vücuda çinko almak mümkündür. Çinko multi vitamin kapsüllerinde ve soğuk algınlığı ilaçlarında da bulunabilir. 

 Çinko bakımından zengin yiyecekleri sıralarsak;

Ø  Kabuklu deniz ürünleri: İstiridye, yengeç, midye, ıstakoz ve istiridye

Ø  Et: Sığır eti, domuz eti, kuzu eti

Ø  Kanatlı: Hindi, tavuk

Ø  Balık: Pisi balığı, sardalye, somon

Ø  Baklagiller: Nohut, mercimek, kuru fasulye, barbunya

Ø  Fındık ve Tohumlar: Kabak çekirdeği, kaju fıstığı, kenevir tohumu

Ø  Süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir

Ø  Yumurta

Ø  Kepekli tahıllar: Yulaf, kinoa, esmer pirinç

Ø  Sebzeler: Mantar, lahana, bezelye, kuşkonmaz, pancar

Özellikle et ve kabuklu deniz ürünler gibi gıdalar vücudumuzun kolayca emebileceği biçimde, yüksek miktarda çinko içerir.

Baklagiller ve tam tahıllar gibi bazı bitkisel gıdalarda  fitat gibi bileşiklerin fazla olması nedeniyle çinko emilimi azalabilir. Çünkü fitatlar çinko absorbsiyonunu inhibe eder. Sözgelimi çok katı vejeteryan diyeti uygulayan  insanlarda, fazla fitat alımı çinko emilimini % 50 oranında düşürebilir.  

Aşırı demir alımı ya da gastrointestinal problemler vücutta çinko emilimini azaltabilir.

Yemeklerin dışında alınan çinko takviyeleri çinko asetat, çinko glukonat, çinko pikolinat ve çinko sülfat olarak vücuda alınır. Bunların arasında vücut tarafından hangi bileşenin daha fazla  emildiğini gösteren  yeterli çalışma yoktur.

Tüketime hazır kahvaltı gevrekleri, snack bar ve zenginleştirilmiş unlar gibi bazı gıdalar, çinko yönünden zenginleştirilmiş olarak satılır.

Bazı gıdalardaki çinko miktarına göz atacak olursak;

90 gram pişmiş istiridye                                28.3 mg

90 gram pişmiş yengeç                                  6.8 mg

90 gram pişmiş  yağsız sığır eti köftesi         5.3 mg

½ fincan kuru fasulye                                    2.9 mg

30 gram kavrulmuş kaju                                1.6 mg çinko içerir.

Çinko Toksisitesi

Çoğu insan, yiyeceklerin yanı sıra çinko takviyesi alsa da günlük çünkü alım dozunu aşmaz. Aşırı çinko alımı mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, mide krampları, baş ağrısı ve ishal gibi belirtilerle toksik etkilere neden olabilir.

Uzun süreli aşırı çinko kullanımı ( günde 40 gramdan fazla) kollarda ve bacaklarda zayıflık, uyuşukluk gibi belirtiler gösteren bakır eksikliğine yol açabilir. Fazla çinko alımı vücudun demir ve bakır emilimini azaltır. 

Nazal spreylerin ve çinko içeren jellerin sürekli kullanımı koku alma duygusunun kaybına neden olabilir.

Risk Grupları

Küçük çocuklar,  yaşlılar, hamile ya da emziren kadınlar risk grubundadır.

Hamileler ve küçük çocuklar çinko eksikliği gösterebilecek en yüksek risk grubudur. Dünya nüfusunun yaklaşık % 17’sinde, hamile kadınlarınsa % 82’sinde çinko eksikliği vardır.

Diğer risk grupları ise alkol bağımlıları, gastrointestinal bozuklukları olanlar ve kronik böbrek rahatsızlığı olan insanlardır.

Diyabet hastaları aşırı idrara çıktıkları için,  potansiyel olarak çinko kaybederler. Bu nedenle    şeker hastalarında yaygın oranda çinko eksikliği görülür.

Gıda dışında alınan çinko takviyeleri  ilaçlarla etkileşime girme eğilimindedir. Bu tip durumlarda da hem çinkonun, hem de ilaçların emilimi azalabilir.

Çinko takviyesi almadan önce özellikle de tetrasiklin antibiyotikleri penisilin ya da tiyazid içeren diüretikler kullanılıyorsa bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.

Sonuç

Çinko enfeksiyonlarla savaşmaya, vücudu onarmaya ve sağlıklı yeni hücreler üretmeye yardımcı olan ancak muhtemelen soğuk algınlığını önleyemeyen güçlü bir antioksidandır.

 Sağlıklı dengeli bir beslenme planı vücuda yeterli miktarda çinko alımı sağlayabilir.

Vejeteryanlar diyet kaynaklarına dikkat etmelidirler. Çünkü bazı gıda hazırlama teknikleri ve gıda eşleştirmeleri çinko yararlılığını veya emilimini etkileyebilir.

Sınırlı çinko alımı olan yaşlı yetişkinler bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için çinko içeren bir multivitamin veya mineral takviyesinden yararlanabilir. Ancak önce bir sağlık uzmanına danışılmalıdır.

Kaynaklar

6 January 2018

Food and Nutrition Micronutrients 

Katleen Zelman

19 April 2018

Healthline Nutrition

Helen West

Jillian Kubala

Arabaya İnek Düştü

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Bu sefer 80’li yıllarda bir tatil dönüşü yazdığım mektubu sizinle paylaşıyorum…

Sevgili Alev,

Nasılsın? Bak, Hamdolsun dediğini duyar gibiyim. Canım benim, her zaman pozitif olmuşsundur. Ben de iyi gibiyim.

En son başıma gelen olayı anlatacağım sana… Valla olayı ben yaşadım, ben inanamıyorum.

Tatilden dönerken başımıza gelenler… Tatil bitti… Kuşadası’ndan Ankara’ya dönüyoruz… Annemle arabaya bindik… Sakin huzurlu bir gündü… Hafta sonu değil, hafta içi erken saatte yola çıktığımız için yollar, oldukça tenhaydı. Rahat rahat Ankara’ya geliriz diye düşünüyorduk…

Biliyorsun ben geçen ay ehliyet sınavlarına girdim ama resmi olarak belgemi almadım. O yüzden annem bütün yol boyunca tek başına araba kullanacaktı. Sıkça mola verirsek, o da çok yorulmaz diye düşünüyordum. Hava sıcak, yol uzun… Biraz kestirsem mi?

İki şeritli yol bomboş uzanıyor… Karşıdaki şeritten bir kamyon geliyor… Aniden kocaman sağlıklı bir inek yolun yanındaki tarladan koşarak, asfalta fırlıyor… Kamyon şoförü doğal olarak bunu hiç beklemiyor. Frenlere asılıyor ama nafile…  

İşte olayın burası çok tuhaf, çarpmanın etkisiyle inek hızla havaya fırlıyor… Ve yerçekimi gereği düşüyor. Alev, inek nereye düştü biliyor musun? İnek havalandı ve direk olarak karşı şeride bizim arabanın motorunun üzerine düştü… İnanılmaz bir olaydı… Gözlerimi açtığımda kaputun üstünde 1000 kg’lık inek duruyordu.

Aptal aptal ‘’Ne oldu?’’ diye sordum. Annem ‘’Arabaya inek düştü…’’ dedi. Söylemesi bile komikti. İnek şoku atlattı, toparlandı, silkindi ‘’MÖÖÖ…’’ diye bağırarak, gövdesi ile uyumsuz kalan küçük kuyruğunu salladı ve yolun öbür tarafında doğru hızla koşarak uzaklaştı.

Bizim arabanın motoru olduğu gibi yere yapışmıştı. Motordan dumanlar çıkıyordu… Bakakalmıştım… Bu sırada yaşlı bir adam yola doğru geldi ve ‘’Ben ineğin sahibiyim. Hayvanıma vurdunuz, bana ödeme yapmanız gerekiyor ‘’dedi…

Allahım! Ne diyordu bu adam. Araba yere yapışmış, yolda kalmışız, bir de tazminat mı ödeyecektik… ‘’Senin ineğin sapasağlam koştu gitti ya …’’

‘’Yook… O belli olmaz illa da bir hasar almıştır. Sıcağı sıcağına duymamıştır’’ demesin mi?

Anlat bakalım derdini… Yok, biz çarpmadık, karşıdan kamyon geliyordu o çarptı… İnek havalandı… Bizim üstümüze düştü. Valla Billa suçumuz yok… Kim inanır? Hele kamyonun kazadan sonra tam gaz kaçıp gittiğini, ortada izi bile kalmadığını düşünürsek…

Çobana olayı tekrar tekrar, defalarca anlattık… Defalarca… En sonunda ‘’Hem’’ dedik ‘’Biz yolcuyuz. Yolda kaldık. Paramız yok… Ne vereceğiz sana? Nasıl, nereye gideceğimiz bile belli değil’’… Çoban bu lafa ikna oldu… Ne dese beğenirsin ‘’Ben aslında kazayı GÖRDÜMÜDÜ…’’

Yani Alevim, çoban  olayı bile bile, bizden para koparmak için ısrar ediyormuş… Kazanın sersemliği içinde boşu boşuna adama laf anlatmaya uğraşıp, durmuşuz… Çoban baktı ki para yok… Çekti, gitti ineğinin arkasından…

Kaldık mı şehirlerarası yolun ortasında… Haydi bakalım otostop… Başladık geçen arabalara el kaldırmaya… Bir araba önümüzde durdu… Seçim şansımız yok… Mecbur bindik arabaya… Neyse ki karşımızdakiler iyi insanlarmış… Bizi en yakın yerleşim yerindeki emniyet amirliğine bıraktılar.

Dur bitmedi…

Karakola girdik… İn cin top oynuyor… Bir Allah’ın kulu yok… Köşeden görevli bir memur çıktı elinde bir kutu çikolata… Neşe içinde ‘’Hoş geldiniz’’ dedi. Bize çikolata ikram etti… Şaşkınlık içinde bir yandan çikolatayı yerken, bir yandan başımıza gelenleri anlattık… Görevli polis ‘’Valla sizin de pek şansınız yok’’ dedi. Onu anlamıştık aslında…

’’Bugün çok sevdiğimiz bir arkadaşın nişanı var. Bütün ekip oraya gitti. Bu da onun nişan çikolatası… Yani bugün size yardımcı olabilecek kimseyi bulamazsınız.’’

Alev nasıl bir şeydi… Sakin başlayan yolculuk nasıl bir kara mizaha dönüşmüştü… Neyse ki bu aşamadan sonra olaylar kolay ve hızlı gelişti. Görevli memur bizi merkez sanayiye götürdü. Araba yoldan kaldırıldı. Sanayide tamir edildi.

Evet evet, en sonunda sağlıkla Ankara’ya ve eve kavuştuk…

İşte arkadaşım benden son havadisler bunlar…  Sen ne zaman geliyorsun Antalya’dan? Çabuk cevap yaz lütfen… En kısa zamanda görüşmek üzere sevgiler, selamlar…

Füsun

Siyah Karıncalara Ölüm

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Çocukluğum Ankara’da önce Ayrancı sonra da Kavaklıdere semtinde geçti… Ayrancı semtinde geçirdiğim ilk çocukluk dönemini yaşamımın balayı kısmı olarak değerlendiriyorum. Henüz okul sorumluluğunun dahi olmadığı, zamanın çook bol olduğunu zannettiğim sakin, tasasız, eğlenceli bir dönem…

Pek çok apartman gibi, bizim apartmanımızın da ön ve arka bahçesi vardı. O zamanlar arabalar bu kadar çok olmadığı için bütün konutların çevresinin de otopark olmasına gerek yoktu. Bu yüzden arka bahçe bize aitti ve bütün gün orada çeşitli oyunlar oynardık.

Saklambaç, yakan top, ebelemece, sek sek, elim sende, kuka, güzellik çirkinlik… Haliyle bütün bunları oynamaya gün yetmezdi… Akşam olunca annem pencereden ‘’Eseeen hadi artık eve …’’ dediğinde Hep aynı cevap ‘’ Ya 5 dakika …’’

En sonunda annem usanır  ‘’Aaa… Herhalde bu gece sokakta uyuyacaksın… ‘’ ’Peki, yatağını pencereden atıyorum’’ diye seslenirdi…

Bu tehdit gerçekten çok etkiliydi. Son cümleden sonra hiç ikiletmez derhal eve girerdim…

Keyifli günlerdi…

Tek derdimiz çok oynayıp yorulunca, su içmek için eve çıkmak zorunda olmamızdı… Evleri yukarıda olduğu halde, merdiven çıkmaya zahmet etmeden apartmanın altındaki bakkaldan şişe suyu satın alıp içenlere çok imrenirdim.

O dönemler herhangi bir pastaneye ya da lokantaya girip ‘’Bir bardak su alabilir miyim?’’ diye sorulan, suyun bedava olduğu dönemlerdi. Soruyu duyan dükkan sahibi hemen temiz bir bardağa su doldurup ikram ederdi… Sudan para isteyen esnafa mahallenin çocukları olarak biraz alıngan, ayıplayan bakışlar fırlatırdık.

Eğer isterseniz, bakkaldan para karşılığında şişe suyu alabilirdiniz tabii. Bu sular cam şişelerde ve ağızları kapalı olarak satılırdı. Pet şişeler onlara oranla çok daha yenidir.

Herkesin olduğu gibi benim de çocukluğum, yaşamıma damgasını vurdu. Belki de yaşama olan aşırı bağlılığım- ki bu zaman zaman çevremdekileri usandırır- bu rahat geçen dönemdeki oyun ve arkadaşlık alışkanlığından gelir. Bilmiyorum hayat o zaman da çekerdi beni… Bir tarafım melankolik ve intihar eğilimli olsa da, yaşamın, ailemin, arkadaşlarımın beni çağıran sesine hiç karşı çıkamadım.

Evin arka bahçesindeki dut ağacını sallayıp yere düşen dutları yememiz, karıncaları sebepsiz öldürmemiz günün önemli olaylarıydı. Bahçede siyah ve kırmızı karıncalar vardı. Kırmızı karıncaların ‘’Türk’’ siyah karıncaların düşman olduğunu uydurmuştuk. Bu nedenle durup dururken siyah karıncaları öldürdüğümüz çoktu…

Çocukluğumda annemle babamı mutlu hatırlıyorum. Babam işten eve gelirken, mutlaka bana bir şey getirirdi. Okul öncesinde bu hediyeler çikolata vb. iken, okula başladıktan sonra akşam hediyeleri çocuk kitapları haline geldi… Bu nedenle bazı eserleri zamanından önce ya da tam zamanında çok severek okudum.

Okumak, arkadaşlıktan sonra beni yaşama tutkuyla bağlayan ikinci sebep haline geldi… Okumak belki de arkadaşlıktan da öndeydi. Çünkü kitap okumaya başladıktan sonra, bahçede geçirdiğim saatler ciddi anlamda azaldı. Kitapların bilinmez sürprizli Dünyası beni çok hızlı bir şekilde içine çekti ve bir daha da bırakmadı.

Sevgili Çocukluğum…

Beni bugüne taşıdığın için çok teşekkür ederim. Yaşam pek çoğumuza olduğu gibi bana da çok anlayışlı olmadı… Ama bütün bunlara karşı durabilme gücüm ve bana güç verebilen dostlarım hep oldu…

Sevgili çocukluğum, senin sayende zor bir yaşamı olabildiğince alt ettim ama asıl önemlisi,  hayatla boğuşurken onu sevmeyi de hiç bırakmadım. Bütün o akışın hırpalayıcılığına rağmen, keyif almaktan ümit etmekten hiç vazgeçmedim, hatta yaşamaya hiç doyamadım… Ne denli zor olursa olsun yine de bana çok mutlu bir hayat sağladığın için sana çok teşekkür ederim…

Seninle çok uzun zaman önce vedalaştık sanıyordum ama şimdi anlıyorum ki aslında sen beni hiç bırakmamışsın hep yanımda olmuşsun… Çok teşekkür ederim… Çocukluğum, çocukluk anılarım iyi ki varsınız…

Rahmetli Levent Kırca Dün Seni Hatırladık…

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Dün kızımla terasta kahvaltı ederken, yeni okuduğum bir haberi paylaştım ‘’Duydun mu artık yapay zeka ile öyle reklamlar ve yazılımlar paylaşılacakmış ki rüyalarımızda marka görecekmişiz… Markalar o derece beynimize işleyecekmiş… Düşün şu kapitalizmin sınır tanımazlığını.. ‘’’

Gülümsedi… ‘’Bu tam rahmetli Levent Kırca’nın parodi geliştirmesi için uygun bir olaymış.’’ Dedi. ‘’Düşünsene onun bu tip bir parodi yaptığını… Diyelim bir firma çanta satmak istesin… Ürününü bilgisayarda, TV’de, haber kaynaklarında sürekli gözümüze sokmakla yetinmeyecek… Sokakta yürürken birden bazı insanlar koşarak gelip, çantayı zorla omzumuza asacak …’’

Ya da yürüyüş yaparken aniden bir arabanın içine çekilip, ‘’Tebrikler test sürüşü kazandınız’’ diyen insanlarla karşılaşacağız… Sonunda da ‘’Hadi tamam… Test bitti arabayı size sattık !!!’’ 

‘’Yok, hayır istemiyorum’’ demeye kalmadan… ‘’Tamam tamam, işte evraklar’’… diyerek, karga tulumba satış işlemini yapacaklar…

Ne dersiniz, piyasadaki acımasız rekabet koşulları, beraberinde daha da çılgın satış yöntemlerini hayatımıza  getirecek mi?’’

Şehrazat…

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Atlar hakkında bir yazı yazın denildiğinde, aklıma çok eski bir hikaye geldi. Şimdi size onu anlatacağım…

…Küçüklüğünden bu yana atları çok severdi. Yalnız bir çocukluk geçirmişti. Zamanının çoğunda atların yanında olurdu.  Onları besler, severdi. Atlar da onu ayrı bilip, severlerdi. Sanki o üzerlerine bindiğinde daha bir yavaş, daha bir dengeli giderlerdi. Onu incitmek istemezlerdi… Zaman içinde iyice usta bir binici oldu.   

Günün birinde yeni bir at doğdu. Görür görmez çok sevdi bu bembeyaz atı… Şehrazat dedi adına… Günler, aylar geçtikçe Şehrazat gelişti, güzelleşti… Bütün boş zamanlarında Şehrazat’ın yanında alıyordu, soluğu…  Dünya bir yana Şehrazat bir yanaydı…

Şehrazat gücü, güzelliği dillere desten bir attı. Ünü bütün ülkeyi tutmuştu… Şehrazat’ı geçebilen at yoktu… Üzerine bindi mi, ikisi ok gibi fırlarlardı ileriye… Hiçbir binici, hiçbir at tutamazdı onları… Şehrazat zamanla efsane haline geldi…

Efsane olmak hakkıydı… Öylesine güzel, öylesine güçlü ve hızlıydı. Bir gün yine Şehrazat’la yaptıkları bir geziden dönmüşlerdi. At çayıra otlanmaya gitti yavaş yavaş… Sakin sakin otlanırken, birden  ne oldu bilinmez Şehrazat huzursuzlandı, ileri doğru bakmaya başladı…

Nasıl olduysa oldu, aniden hızla ileri fırladı, başladı koşmaya… Gidiş o gidiş… O gece yok Şehrazat, ertesi gün yok, ertesi gece yok… Perişan olmuştu. Adım adım, gece gündüz bütün çevreyi aradı… Yok yok…

Yer yarılıp, içine girmişti Şehrazat… Bir hafta sonra yine bir gece atlardan biriyle dolaşırken, ileride gecenin karanlığında beyaz bir ışık gibi gördü Şehrazat’ı… Hızla ileri sürdü atını… Yine gördü karanlıkta hareket eden beyaz lekeyi, daha da hızlandı… Artık emindi… Öndeki at Şehrazat’tı… Çılgın gibi koşturmaya başladı atını… Her geçen dakika daha hızlı yaklaşıyorlardı Şehrazat’a … Kısa sürede aralarındaki mesafe kapandı… İyice yaklaştı…

Tam yakalarken, eli havada kaldı… İçi cızzz etti… Şimdi ne olurdu Şehrazat’ı yakalarsa… Alır götürürdü yerine… Güzel…

Ama ne olurdu Şehrazat’ın ülkeyi saran ünü… Hani Şehrazat yakalanamazdı?…Hani Şehrazat’ı hiçbir at tutamazdı?… Kimseler yetişemezdi ona…

Demek İstediğim:

Sevmek neydi, sevdiğini ölümüne takip edip, alıp getirmek mi? Sevmek neydi, sevdiğiyle mutlu, içi huzurlu yan yana kalmak mı yoksa sevdiğinin adına leke gelmesin, onun yüzüne gölge düşmesin diye fedakarlık etmek mi?…  

Ne yapmalıydı? Şehrazat’ın ününü yerle bir edip, geri mi getirmeliydi, yoksa bırakmalı onu sonsuza, izin mi vermeliydi Şehrazat’ın efsane olarak yaşamasına…

 Sahi, siz olsanız ne yapardınız?

Yıkma Kendini

script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″
crossorigin=”anonymous”>

Hayatın esas hüneri, sanırım yıkılmadan ayakta kalabilmek…  Bazı insanlar ‘’Asıl hüner problemlerin oluşmadan önlenebilmesidir’’ der. Bu mümkün müdür acaba? Hani meşhur laf vardır: ’’Kul kurar, kader güler ’’ Ne kadar ince ve akıllı planlar yapılsa da çoğu kez hayatın planları daha farklı, çok daha yaratıcı olur.

Asıl güç ve zeka hayatın planları doğrultusunda savrulduğumuz yerde ’’ Kendini yıkmadan kalkabilmek’’ sanırım. Eski öğretilerde buna ‘’Kendine sahip çıkmak’’ deniyor… Hayat savurunca yıkılmamak pek mümkün olmasa da, tekrar kalkmak daima mümkündür.

 Bir keresinde Alev’le konuşurken ’’ Yaşamda bir tek gerçek başarı var, o da hayatta kalmak’’ demişti. Uzun yıllar öncesinde büyük ustanın söylediği ‘’Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu’’ sözünün doğrulaması bir yerde…

Birincil önemli amaç hayatta kalmak iken, ikincisi de yıkılmamak olsa gerek…

 Trevanian meşhur ‘’Şibumi’’ adlı eserinde bunu söyle anlatır… Başkahramanımız gizli ajan pek çok inanılmaz maceralar yaşarken bir yandan da bütün hayatını inanılmaz güzellikte bir bahçe oluşturmaya harcar… En nadide bitkileri yetiştirir orada… Son derece zarif bir sanat eseri haline gelir bahçe.  Düşmanları intikam almak için bahçeyi 2 saatte yerle bir eder… Eserin sonunda evde çalışan yardımcı bahçeye bakarak sorar ‘’Şimdi ne yapacağız?’’

‘’ Yeniden başlayacağız’’ diye cevap verir hikayenin başkahramanı…

Yardımcı şaşırır ‘’Ömrümüz yeter mi peki, tekrar…’’

‘’Yeniden yapacağız demedim, yeniden başlayacağız’’…

Bu bölümü çok severim. Yeniden başlamanın, yıkılmadan kalkmanın işleri sürdürmek ya da tamamlamak kadar önemli olduğunu anlatır kısaca… Devam edebiliyorsak, devam ederiz… Yerle bir  olduysak da baştan başlarız…

Yıkılmadan yeni başlangıçlara selam olsun…

9 Adımda Rüyalarınızı Gerçekleştirin

Yazan:Fusun Esen

Yazı kategorisiUncategorized

Etiketler:hayallerinizi gerçekleştirme yollarıhayallerinizi gerçekleştirmek için

9 Adımda Rüyalarınızı Gerçekleştirin

Sizin de tıpkı herkes gibi hayalleriniz var… Hayaliniz belki bir ev almak, Dünya seyahati yapmak ya da bir kitap yazmak olabilir.  Günlerinizi bunları düşünerek ve bir gün aniden mucizevi bir şekilde hayallerinizin gerçekleşeceğini umarak geçiriyor olabilirsiniz. Ama bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Böyle düşündüğünüz sürece hayallerinizi gerçekleştirme yolları size uzaklaşır.

Hayalinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz… Bilinçli bir çaba ile her yıl hedefinize biraz daha yaklaştığınızı fark edebilirsiniz… Her geçen günü şu anda bulunduğunuz yerden hedefinizdeki noktaya doğru ilerlemek için değerlendirebilir, en sonunda da hedefinize varabilirsiniz.

Bu yazımızda hayallerinizi gerçekleştirmek için size 9 pratik öneri sunuyoruz. Bu adımları sırasıyla uyguladığınızda, hayallerinizin gerçekleştiğini görecek ve yeni hayaller kurmaya başlayacaksınız.

Hedefinizi Örten Katmanları Kaldırın

Hedefinize ulaşmanızı engelleyen, gerçek hedefinizin üstünü örten her ne varsa bu sebepleri tek tek ele alın. Böylece hem gerçek hedefiniz ortaya çıkar, hem de hedefinize engel olduğunu düşündüğünüz zorluklar netleşir.

Sözgelimi işinizden ayrılmak istediğinizi düşünelim. O zaman ulaşmak istediğiniz hedef daha iyi bir iş bulmak, kendi patronunuz olmak ya da iş saatlerinizde daha fazla esnek zaman kazanmak olabilir.

Kendi kişisel cevabınıza bağlı olarak nihai hedefinize yani rüyanıza nasıl hazırlanacağınız konusunda izlemeniz gereken yollar farklı olacaktır. Hayalinizi örten katmanları ne kadar iyi temizlerseniz, isteğiniz o kadar net olarak ortaya çıkar. Böylece söz konusu hayallerinizi gerçekleştirmek için  izlemeniz gereken yönü çok daha belirgin biçimde görebilirsiniz.

Korkunuzla Yüzleşin

İstekleriniz netleşince ve bu yolda ilerlemeye karar verince ilk hissedeceğiniz duygu korku olacaktır. Bunun nedeni konfor alanınızdan ayrılmak zorunda olduğunuzu fark etmenizdir. Bildiğiniz alıştığınız Dünyanın/yaşantının diğer tarafına geçeceğinizi düşünmek sizde korku yaratır. Bu duruma karşı içinizde şekillenen direnç, karşınıza çoğu kez korku olarak çıkar.

Burada anahtar nokta korkunun planlarınıza hakim olmasına izin vermemektir. Korku sizin elinizi kolunuzu bağlamasın. Unutmayın korku nedeniyle rüyanıza kavuşmayı ertelerseniz, rüyanızın hep hayal olarak kalmasına razı olursunuz.

Böyle bir durumla karşılaşınca korkunuz hakkında düşünün ve aşağıdakilerden hangisinin daha korkunç olduğuna karar verin: 

  •  Konfor alanınızın dışına çıkmak mı?  
  • Korkudan kurtulmak için rüyanızın hayal olarak kalmasına izin vermek mi?

Anais Nin  bir benzetmesinde bu konuyla ilgili güzel bir açıklama yapmaktadır. ‘’ Bir tomurcukta sımsıkı kalma ihtimali, günün birinde çiçek açma riskinden çok daha eziyetli hale geldi…’’

Korku acı verici olmasına rağmen çiçek açmaya karar verdiyseniz, bir sonraki aşamaya geçmeye hazırsınızdır.

Dönüş Gemilerini Yakın

Kesin kararınızı verdikten sonra kendinize geri dönüş yolu bırakmayın. Kesin kararlı olmazsanız, sürekli aklınızda caydırıcı fikirler dolaşır. En küçük bir tereddüt gösterdiğinizde, bu tip caydırıcı fikirlere kolayca kapılabilirsiniz. Bu nedenle yönünüzü hedefe çevirdiğinizde, kararınızın sarsılmaz olduğunu kendinize anlatmak için dönüş gemilerini yakın.

Söz gelimi maraton koşmayı hedeflediyseniz, yarışacak adaylar arasına adınızı yazdırın. Satın alacağınız evi belirlediniz ise, oturduğunuz ev sahibine önümüzdeki sene için kontratı yenilemeyeceğinizi bildirin.

Geri dönüş yolunuz tıkandığında, ilerlemekten başka çareniz almaz.

Hedefinize Giden Fikir ve Yöntemleri Çalın

Hayaliniz büyük ihtimalle başkalarının da hayalidir. Daha önce de başkalarının hayali olmuştur. Bu nedenle Amerika’yı tekrar keşfetmeyin. Başkalarının işine yarayan yolları, fikirleri ve teknikleri korkmadan kullanın.

Sizin hayalinizde başarıya ulaşan insanların neler yaptığını ve başarıya nasıl ulaştıklarını inceleyin. Böylece size ilham olabilecek yöntemleri netleştirin. Öğrenmek için yapmanız gereken pek çok şey olabilir. Atacağınız adımın sizi hayalinize götüreceğini düşünürseniz, çekeceğiniz zahmet gözünüzde büyümez.

Hayallerinize ulaşmak için yapılması gerekenleri incelerken biraz daha motive olursunuz. Bir sonraki adımda edindiğiniz bütün bilgileri kullanırsanız, başarıya ulaşmamanız için hiçbir sebep kalmaz.

Başarılı Olmak İçin Plan Yapın

Hedefinize ulaşmak için net olun, hedefinize sadık kalın, hayaliniz ile ilgili toplayabildiğiniz kadar bilgi toplayın. Bütün bu kriterleri mantıklı bir plan içinde uygulayın. Bu konuda Harvey Mackay ‘’ Bir hayal yalnızca bir hayaldir. Fakat bu konu ile ilgili somut bir hedef ve plan varsa o zaman bu son teslim tarihi bulunan bir hayaldir.’’ Diyor.

Nasıl başaracağınız konusunda mantıklı bir plan oluşturun ve buna sadık kalın. Plan yapmazsanız, çalışmalarınız birbirinden kopuk olabilir. Planınız olmazsa, odaklanacağınız bir nokta da olmaz. O zaman da adım adım hedefinize yaklaşmak yerine rotanız belli olmadan sürüklenmeye başlarsınız.

Şu anda bulunduğunuz yerden istediğiniz yere gitmek için plan yaparsanız, hayallerinizi gerçekleştirme yolunda karşınıza çıkabilecek engelleri hem azaltırsınız, hem de daha kolay bertaraf edersiniz.

Sözgelimi bir kitap yazmayı hedefliyorsanız, her gün düzenli olarak işe gitmeden 1 saat erken kalkın ve 1 saat boyunca bilgisayarınızda kitabınız için gereken çalışmaları yapın.  

Plan yapmanın bir başka güzel yanı da başarıya giden yol boyunca kendi ilerleme ve gelişiminizi takip edebilmenizdir. İlerleme kaydettiğinizi görmek sizi başarıya ulaşmak için motive eder.

Son Teslim Tarihi Belirtin

Hayalinize ulaşmak için son teslim tarihi belirlerseniz, erteleme huyunuza engel olursunuz. Böylece hız kazanırsınız. Yapmanız gereken işleri birer birer halletmeye başlarsınız. Planınız olsa bile, teslim tarihiniz tam olarak belirli değilse yine de oyalanabilirsiniz. Fakat son teslim tarihi belirlediğinizde gerçekten gerekmeyen aktiviteler ile vakit kaybetmeye son verirsiniz.

İşinizi Yapın

Rüyanızı gerçekleştirmek için işinizi yapmanız gerekir. İş yapmaktan kaçışınız olmadığını kabul edin. Çalışmanız gerektiğinde canınız istemese de, bunun için kendinizi zorlayın. Zaman geçtikçe sonuçları elde etmeye başlarsınız. Bu durum daha ileri adımları atmanız için sizi teşvik eder.

İlerlemeyi Takdir Edin

Her gün hayallerinize uzanan yolda işlerin istediğiniz gibi gideceğini düşünmeyin. Zaman zaman yorularak, yaptığınız plandan vazgeçmek isteyebilirsiniz. Yola devam edebilmek için biraz daha motivasyona ihtiyacınız olabilir. Her yeni aşamaya geçerken bir ara verin ve kendinizi geçmişte kat etmiş olduğunuz yol için ödüllendirin.

Yolda Yalnız Olmayın

Yaşamınızda değişim yapmak kolay değildir. Yaşam değişikliğinden sadece siz değil sizinle birlikte yaşayan, hayatınıza dahil ettiğiniz bütün insanlar etkilenir.

Rüyalarınızı gerçekleştirmek için uğraşırken çevrenizdekilerin neler yaşadığınızı bilmesini sağlayın. Yakınlarınıza sizi desteklemeleri ve cesaret vermeleri için şans tanırsanız, onları da maceraya dahil edersiniz ve sonunda hep birlikte mutlu olursunuz. 

Hayalleriniz kesinlikle sizin gerçekliğiniz olabilir. Fakat çoğu kez konu üzerinde çalışmanız gerekir. Engelleri görmezden gelin, sadece işinizi yapmaya odaklanın.

Hayallerinizi gerçekleştirmek için yukarıdaki yazıda anlatılan basamakları uyguladığınızda hayallerinizin 1 yıl belki daha da kısa bir süre içinde gerçekleştiğini göreceksiniz.

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: